Yüksekova'ya Müjdeler olsun...

 

Öncelikle Yüksekova halkımıza bir müjdem var: Yüksekova’yı il yapacağım!

Ercişli hemşehrilerimizi de unutmadım. Erciş’i de il yapacağım!

Her iki ilçemiz de nüfusuyla, ekonomisiyle, sosyal yapısıyla il olmayı fazlasıyla hak ediyor. Bu projeler üzerinde uzun zamandır çalışıyorum. Hatta seçimlere yakın bir tarihte kamuoyuyla paylaşmayı planlıyordum. Fakat son zamanlarda bazı siyasetçilerin benim projelerimi kendilerine mal etmeye çalıştığını görünce beklemeye gerek duymadım.

İnsan kendi fikrini başkasının ağzından duyunca pek hoş olmuyor.

Mesela Sayın Devlet Bahçeli yıllardır benim 100 il, 1000 ilçe projemi seslendiriyor. Kendisi siyasetin en önemli aktörlerinden biri ve yıllardır iktidar ortağı. Peki, gerçekleştirebildi mi? Hayır! Çünkü bu benim projem. Haliyle ben gerçekleştireceğim. Serkan Besi!

Bir de başka bir kadın siyasetçimiz var. O da il ve ilçe sayısının artırılması üzerine açıklamalar yapıyor. Adını şimdilik vermeyeyim.

Şimdi ilginç olan şu: Sayın Bahçeli ile sözünü ettiğim kadın siyasetçimiz siyasetin farklı, hatta birbirine zıt kutuplarında duruyorlar. Birçok konuda aynı düşünmeleri pek mümkün görünmüyor. Ama benim projelerim söz konusu olunca nasıl oluyorsa aynı noktada buluşabiliyorlar!

Arkadaşlar, bu nasıl bir mutabakat? Benim projelerim sizi bir araya getirecek kadar kıymetliyse, bari hakkını da teslim edin!

Üstelik bu ilk değil. Yıllardır fikirlerimi dost meclislerinde, arkadaş sohbetlerinde anlatıyorum. Aradan biraz zaman geçiyor, bir siyasetçi çıkıp aynı fikri kendi projesiymiş gibi açıklıyor. İnsan ister istemez düşünüyor: Acaba çevremizdeki bazı arkadaşlarımız anlattıklarımızı bir yerlere mi taşıyor?

Bundan sonra biraz daha dikkatli olacağım galiba. Her fikrimi herkesle paylaşmayacağım. Çünkü insanın kendi projesini başkasının seçim vaadi olarak dinlemesi de bir yere kadar!

Oysa ben bu işlere dün başlamadım. Mesela 1990 yılında Şırnak’ı il yaptım. Uludere ve Beytüşşebap’ı da Hakkâri’den alıp Şırnak’a bağladım. O zamanlar yaşım küçüktü, biraz da utangaçtım. Yaptığım işin reklamını yapmadım. Bugün dönüp bakınca keşke biraz daha sahip çıksaydım diyorum.

1991’de de her ev hanımına iki anahtar projesini geliştirdim. Biri evin, diğeri arabanın anahtarı olacaktı. Tansu Çiller fikrimi duydu, aldı, seçim vaadi olarak kullandı. Sonra ne oldu? Proje rafa kalktı. Ev hanımlarımız ne evin ne de arabanın anahtarına kavuşabildi.

İşte o günden beri mütevazılığın da bir bedeli olduğunu öğrendim. Ben susuyorum, başkaları sahipleniyor!

Ay’a dört şeritli yol projem de bunlardan biri. Yeniköprü’den başlayacak; Hakkâri, Van ve Yüksekova üzerinden Ay’a kadar uzanacak. Dört şeritli olacak. Ay’a giden rahat gitsin, dönen de rahat dönsün!

Yalnız bu projenin önünde yıllardır bir engel vardı: Yeniköprü’deki jandarma kontrol noktası. Kırk beş yaşındayım, kendimi bildim bileli orada duruyordu. Yıllarca uğraştım, mücadele ettim. Nihayet yaklaşık iki ay önce kontrol noktası kaldırıldı. Böylece Ay yolunun önündeki en önemli engellerden biri de ortadan kalktı. Şimdi projemizin önünde hiçbir engel kalmadı!

Birkaç yıl önce genç bir siyasetçi de benim Ay’a dört şeritli yol projemden söz etti. İsim vermeyeceğim. Gençtir, heveslidir. Saçına jöle sürüyor. Ben de sürüyorum. Jöleyi ben bulmadım ki, herkes sürebilir. Ama arkadaşım, saçına jöle sürdün diye Ay’a yol götürme projesine de mi ortak olacaksın? Herkes kendi işine gücüne baksın!

Hakkâri’nin Berçelan üzerinden yapılacak alternatif yol projesi de var. Nisan ayında mevcut yolumuz çöktü; alternatif yolun ne kadar hayati olduğunu hep birlikte gördük. Oysa biz bu meseleyi seksenlerin sonlarından, doksanlı yıllardan beri konuşuyoruz. Emre, Yunus, Mahir ve Recep… Bu konuşmaların tanıkları var.

Turgut Özal’ın hayatını kaybettiği gün babam bana hayatımın ilk bisikletini almıştı. Sarı tekerlekli, beyaz kemik jantlı bir BMX’ti. Ben de bisikletime atlayıp Berçelan taraflarına gider, alternatif yolun güzergâhını incelerdim. Yani bu proje benim çocukluk hayallerimden biri. Öyle dün ortaya çıkmış bir fikir değil!

Şimdi Berçelan yolu yeniden gündeme gelince bakıyorum; siyasetçiler, aktivistler, iş insanları, herkes bir ucundan tutuyor ve herkes “Bu benim projem” diyor. Arkadaşlar, yapmayın! Yapmayın ya! Ben bu yolun yapılmasına karşı mıyım? Elbette hayır. Kim gündeme getirirse getirsin, kim destek verirse versin, başımızın üstünde yeri var. Bu yol hepimizin ihtiyacı. Mesele kimin adının öne çıkacağı değil, bu yolun bir an önce yapılmasıdır. Ama yıllardır konuşulan, geçmişi olan bir fikri bugün herkesin kendi projesiymiş gibi sunmasına da bir itirazımız var.

Bir de buradan yeni bir müjde vereyim: Şırnak’la Hakkâri’yi birleştirip büyükşehir yapacağım! Evet, yanlış duymadınız. Madem projelerim bu kadar rağbet görüyor, biraz daha büyütelim.

Van, Hakkâri ve Şırnak… Üçü de sınır kenti. Bu sınırın yalnızca bir çizgiden ibaret kalmaması, insanımıza yeni imkânlar sunması gerekiyor. Ulaşımdan ticarete, turizmden sosyal hayata kadar düşünmemiz gereken çok şey var. Mesela teleferikle ulaşım neden olmasın? Ama önce vatandaşa soralım: Böyle bir ihtiyaç var mı? İnsanlarımız ne istiyor, günlük hayatlarını kolaylaştıracak hangi projelere ihtiyaç duyuyor? Her fikri masa başında üretmek yerine, biraz da insanları dinleyelim.

Bir de yanlış anlaşılmasın; ben öyle yalnızca kendi memleketini düşünen yerel bir milliyetçi değilim. Türkiye’nin farklı bölgelerinde de il olmayı hak eden yedi ilçemiz daha var. Onları da il yapacağım. Şimdilik isimlerini açıklamıyorum. Biraz da sürpriz olsun! Her şeyi birden açıklarsam yine projelerime ortak çıkacaklar.

Projeyi Mundar Ediyorsunuz!

Asıl mesele şu: Benim projelerimi sahipleniyorlar, kamuoyunda bir beklenti oluşturuyorlar. Sonra yapmıyorlar! Projeyi de mundar ediyorlar. Üstelik benim de elim kolum bağlanıyor. Aynı projeyi yeniden gündeme getirsem vatandaş haklı olarak soracak: “Bunu daha önce de açıklamadılar mı? Hani nerede?”

Allah’tan korkun yahu, Allah’tan korkun! Madem sahipleniyorsunuz, bari arkasında durun, gereğini yapın. Yapmayacaksanız da bırakın, belki biz yaparız!

Kimileri, iktidarın oy kaybettiği bu dönemde 100 il, 1000 ilçe projesini bir seçim yatırımı olarak kullanmak isteyebileceğini söyleyebilir. Hatta bunu iktidarın kendi projesi gibi sunanlar da çıkabilir. Deneyebilirler elbette. Ama bu benim projem!

Bir de şunu sorayım: Benim projelerim birilerinin siyasi ikbali için rampa mıdır? Siyasette birkaç basamak daha yükselmek isteyenlerin kullanacağı bir merdiven midir? Lütfen yapmayın! Ben siyasetçi değilim, hiçbir zaman da siyasetçi olmak istemedim. Açık konuşayım, siyaseti de hiçbir zaman sevmedim. İktidarın hesabı kendisine, muhalefetin hesabı kendisine. Ben bir projenin kime oy kazandıracağına değil, halka ne kazandıracağına bakarım.

Ben bu fikirleri memleketime ve insanımıza karşı duyduğum sorumluluktan dolayı dile getiriyorum. Benim derdim siyasi ikbal değil, memleketin ve insanımızın yararı.

Üstelik daha yapacak çok işimiz var. Yüksekova ve Erciş’le yetinmeyeceğiz. Hakkâri, Van ve Şırnak’taki ilçelerimizi de yeniden değerlendireceğiz. İl olmayı hak eden ilçelerimizi il, ilçe olmayı hak eden beldelerimizi de ilçe yapacağız.

Önerilerinizi Doğrudan Bana İletin

Hakkâri, Van ve Şırnak’taki hemşehrilerime sesleniyorum: Hangi ilçemiz il olmalı, hangi beldemiz ilçe olmalı? Ulaşımda, ticarette, sosyal hayatta ne gibi ihtiyaçlarınız var? Teleferik mi istersiniz, başka bir şey mi? Önerilerinizi doğrudan bana iletin. Araya kimseyi sokmayın! Dilerseniz bu yazının altına yorum olarak da yazabilirsiniz. Fikirlerinizi, ihtiyaçlarınızı ve önerilerinizi oradan da değerlendireceğim.

Kimseyle mahkemelik olmak, telif hakkı peşinde koşmak istemiyorum. Ama insanın da kendi emeğine sahip çıkması gerekir.

Milletvekili de olsanız, iktidar ortağı da olsanız; kusura bakmayın, kendi projelerimi size yedirmem! Yeter artık!

Olur da önümüzdeki günlerde, siyasetçi olsun olmasın, birileri bu projelerden birini kendi fikriymiş gibi anlatırsa hemen inanmayın. Önce bir sorun: Serkan Besi ne diyor?

Yok öyle yağma!

Yemezler!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.