Mehmet Özkan
10 Yıllık Hayal, Değişmeyen Yol!
Bundan tam 10 yıl önceydi…
Kendi kendime, “Bir gün bu yolu havadan çekeceğim” demiştim.
Aradan 10 yıl geçti. Teknoloji gelişti, drone sahibi oldum. Yolları havadan görüntülemek artık çok daha kolaylaştı. Fakat değişmeyen bir şey vardı:
Hakkâri-Van yolu hâlâ aynı.
Mesleğe başlayalı 15 yıl oldu. Hakkâri'den Van'a defalarca gidip geldim. Her seferinde aynı manzarayla karşılaştım. Karasu'ya, yani Avareş'e geldiğimizde Van tarafında dört şeritli yol devam ediyor. Hakkâri tarafına geçtiğimiz anda yol birden iki şeride düşüyor.
Her defasında aynı soru aklımdan geçiyor:
Neden?
Neden bu şehir yıllardır aynı yolu kullanmak zorunda?
Neden Hakkâri insanı, ülkenin diğer bölgelerindeki vatandaşların sahip olduğu güvenli ve modern ulaşım imkanlarına kavuşamıyor?
Biz ne yaptık?
Kime ne zarar verdik?
Neden hep ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğümüzü hissettiren bu tablo değişmiyor?
Bu kez drone'umu yanıma aldım
Bugün bir iş nedeniyle yine Van'a gitmem gerekiyordu.
Dün gece drone'umu şarja taktım. Sabah da kamyonete koyup yola çıktım.
Aracı kullanan abimdi. Onun yetiştirmesi gereken bir yük vardı. Hızlı gitmesi gerekiyordu.
Şehrin çıkışında konuyu açtım:
“Van'a kadar yolu havadan görüntüleyeceğim. Beni bekleyebilir misin?”
Bana verdiği cevap aslında bu yazının özeti gibiydi:
“Memleketimize fayda getirecek, bir çözümün önünü açacak görüntüler olacaksa neden olmasın?”
Sağ olsun, Hakkâri'den Van'a kadar onlarca noktada beni bekledi.
Sonuç?
Normalde yaklaşık 3 saatte ulaşmamız gereken Van'a 5 saatte vardık.
Ama bu kez elimizde sadece görüntüler değil, yıllardır değişmeyen bir yolun hikâyesi vardı.
İlk durak: Bitmeyen tehlike
Depin'den çıktık.
İlk durağımız birinci tünel oldu.
Yıllardır tünelin Hakkâri tarafındaki çıkışında keskin bir viraj bulunuyor. Bu virajı bilen bilir. Özellikle kış aylarında ve kötü hava koşullarında sürücüler için ciddi risk oluşturuyor.
Kaç kez burada kaza haberleri yaptık?
Kaç sürücü son anda direksiyon hakimiyetini toparladı?
Kaç insan “Allah korudu” diyerek yoluna devam etti?
Tünelin içerisindeki yaz-kış devam eden su damlamalarını ise artık normal geliyor.
Bir yolun tehlikesini kanıksamak, o tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Belat'ta yol ile evler iç içe
Sonra Kırıkdağ köyünün Yeni Mahallesi'ne, halk arasında Belat olarak bilinen bölgeye geldik.
Evler, dükkânlar ve yol…
Her şey adeta birbirinin içine geçmiş durumda.
Van istikametine giderken köy çıkışındaki asma köprünün bulunduğu viraj ise ayrı bir tehlike.
Buralarda sürücünün hata yapma payı yok.
Bir anlık dikkatsizlik, bir virajın yanlış alınması ya da karşıdan gelen aracın şeridinden taşması…
Sonrası Allah'a emanet.

Erziki Tüneli: Yıllardır neden aynı?
Gelelim Erziki Tüneli'ne…
Yıllardır tünelin bir bölümü tek şerit olarak kullanılıyor. Tünelin çevresindeki eski güzergâh da ulaşımda değerlendiriliyor.
Peki ama neden?
Bu tünel neden hâlâ bu durumda?
Neden yıllardır kalıcı bir çözüm üretilmiyor?
Geçtiğimiz aylarda bölgede dört köprü yapıldı.
Elbette köprülerin yapılmasına karşı değiliz.
Ama insan sormadan edemiyor:
Bu tüneller neden aynı projelerin içerisinde çözülmedi?
Kim karar veriyor?
Kim öncelik belirliyor?
Hangi kriterlere göre?
Hakkâri halkının can güvenliğini ilgilendiren bu soruların cevabını bilmek bizim de hakkımız.
Gemav: Adı artık kazalarla anılmasın
Bir başka nokta…
Gemav, yani Şifalı Su olarak bildiğimiz bölge.
Van'dan Hakkâri'ye gelirken bu noktaya ulaşan sürücüler bilir.
Direksiyon hakimiyetinin zorlaştığı, kazaların yaşandığı bir güzergâh.
Kaç kez ölümlü kaza haberi yaptık burada?
Kaç ailenin o yolda hayatı değişti?
Kaç kişinin o virajla ilgili acı bir anısı var?
Bir bölgenin adının turizmle, doğayla, güzellikle anılması gerekirken ölümlü kazalarla anılması hepimizin ayıbıdır.

Karasu'da neden dört şerit bitiyor?
Ve geldik yıllardır en çok konuşulan noktaya…
Hakkâri-Van sınırı, Karasu yani Avareş.
Van tarafından dört şeritli gelen yol, köprüyü geçtikten sonra Hakkâri tarafında iki şeride düşüyor.
Ben bunu yıllardır görüyorum.
Bakanlar değişti.
Valiler değişti.
Karayolları yöneticileri değişti.
Müdürler değişti.
Ama yol değişmedi.
Arada asfalt dökülüyor.
“Yol yenilendi” deniliyor.
Fakat biz duble yol bekliyoruz.
Biz güvenli yol bekliyoruz.
Biz çocuklarımızı, anne-babalarımızı, kardeşlerimizi korkmadan gönderebileceğimiz bir yol bekliyoruz.

Bu yolun hesabını kim verecek?
Hakkâri'de neredeyse her evin bir acısı var.
Birinin babası…
Birinin çocuğu…
Birinin kardeşi…
Birinin amcası…
Bir yakını bu yollarda yaşanan kazalarda hayatını kaybetti.
Şimdi soruyorum:
Bu vebalin altından nasıl kalkmayı düşünüyorsunuz?
Bir felaket yaşandıktan sonra açıklama yapmak kolay.
Yol kapandıktan sonra sahaya inmek kolay.
Kazadan sonra “geçmiş olsun” demek kolay.
Peki kazalar olmadan önce neden önlem alınmıyor?
Seçilmişlere de bir çift sözümüz var
Sitemim sadece bürokratlara değil.
Hakkâri'nin seçilmişlerine de…
Bir ilin milletvekili olmak, sadece Ankara'daki koltukta oturmak değildir.
Sizi oraya gönderen insanların sesini Ankara'ya taşımaktır.
Geçtiğimiz aylarda Hakkâri'nin tek giriş yolu günlerce, haftalarca kapandı.
Telefonlarımız susmadı.
“Abi yol yarın açılacak mı?”
“Van yolu açık mı?”
“Ne zaman ulaşım sağlanacak?”
diye insanlar bizi aradı.
Peki ben soruyorum:
Neden heyelan bölgesinde çadır kurup vatandaşla birlikte oturup sesimizi duyurmadınız?
Neden Hakkâri'nin ulaşım sorununu Türkiye'nin gündemine sürekli taşıyamadınız?
STK'lara da söyleyeceklerimiz var
Hakkâri'de sivil toplum kuruluşlarımız var.
Ama maalesef çok azı kentin gerçek sorunlarıyla ısrarla ilgileniyor.
Birçoğunun sesi koltuk söz konusu olduğunda çıkıyor.
Oysa STK olmak, sadece toplantılara katılmak, açıklama yapmak ve fotoğraf paylaşmak değildir.
STK olmak, gerektiğinde bedel ödemeyi göze alarak kentin hakkını savunmaktır.
Bu şehir hepimizin.
Yol da hepimizin.
Can güvenliği de hepimizin.
Van yolunda gördüklerim beni daha da düşündürdü
Bugün Van yolunda onlarca noktada çalışma gördüm.
Elbette yapılan her hizmet değerlidir.
Ama bazı noktalarda yürütülen çalışmaların, yıllardır ölümle anılan virajlar ve çözüm bekleyen tünellerden daha öncelikli hale gelmesini anlamakta zorlanıyorum.
Önceliğimiz insan hayatı olmalı.
Bir yolun estetiğinden önce güvenliği gelir.
Bir projenin görüntüsünden önce insan hayatına katkısı gelir.
Bir yatırımın büyüklüğünden önce gerçekten ihtiyaç olup olmadığı sorulmalıdır.
Gece 03.00…
Şimdi Van'da bir otelin küçük bir odasında bu satırları yazıyorum.
Aklımda gün boyunca çektiğim görüntüler var.
10 yıl önce kurduğum bir hayal var.
Ve değişmeyen bir yol…
Belki bu yazıdan sonra yine biri çıkıp,
“Süreci sabote ediyorsun” diyecek.
Belki hedef gösterecekler.
Belki “Neden sürekli eleştiriyorsun?” diyecekler.
Ama kusura bakmasınlar.
Biz susarsak kim konuşacak?
Biz bu yolların her gün kullananlarıyız.
Biz bu kazaların haberini yapanlarız.
Biz acılı ailelerin gözyaşını görüyoruz.
Biz “Bir daha olmasın” denilen kazaların birkaç ay sonra yeniden yaşandığına şahit oluyoruz.
Ben bugün drone'umu havaya kaldırdım.
Belki yukarıdan bakınca yolun bütün sorunları daha net görünecek.
Ama aslında mesele sadece bir drone görüntüsü değil.
Mesele, yıllardır görülmeyen bir gerçeği artık herkesin görmesi.
Hakkâri yol istiyor.
Hakkâri güvenli ulaşım istiyor.
Hakkâri ayrımcılık istemiyor.
Hakkâri lütuf istemiyor.
Hakkâri, hakkı olanı istiyor.
Ve buradan yetkililere son kez değil, ilk kez soruyormuş gibi soruyorum:
Bu yol ne zaman gerçekten yapılacak?
Daha kaç kaza, daha kaç ölüm yaşanacak?
Daha kaç aile “keşke” diyecek?
Bir gün bu soruların cevabını almak dileğiyle…
Çünkü biz artık sadece duble yol değil, canımızı emanet edebileceğimiz bir yol istiyoruz.







