Serkan Besi
Devrimci Gençlik Köprüsü ve Bir Hürmet Meselesi
Tarihte, gücü ve yetkiyi elinde tutanların rakibine, hasmına, hatta yenilmiş olana bile hürmet gösterdiği anlar vardır.
Büyük Taarruz'un ardından esir düşen Yunan General Trikopis'in kendi hatıralarında anlattığına göre Mustafa Kemal Paşa onu, “Üzülmeyin Generalim. Siz görevinizi sonuna kadar yaptınız. Askerlikte yenilmek de vardır, Napolyon da yenilmiş ve tutsak edilmiştir. Ancak bundan böyle siz bizim misafirimizsiniz” sözleriyle karşılamıştır.
Yalova'da ise bir başka hikâyede, ulu bir çınarın dalı kesilmesin diye koca köşkün temelinden raylar üzerinde kaydırıldığını biliyoruz.
Biri savaşın ortasında, diğeri doğayla kurulan ilişkide ortaya çıkan iki ayrı tavır.
Ama ikisinin de söylediği aynı:
Gücün yetiyor diye her şeyi yapmak zorunda değilsin.
Bazen asıl mesele, bir şeyi yapıp yapamayacağınız değil; yapabiliyor olmanıza rağmen onu yapmamayı seçip seçemeyeceğinizdir.
Bugün Van-Hakkâri yolunda yaşanan tartışmaya da biraz buradan bakıyorum.
Van tarafından gelip Hakkâri sınırına girdiğinizde, duble yolun yerini dar ve çileli bir güzergâha bıraktığı malumumuzdur. Hakkâri'nin hakkı olan yol genişletme çalışmalarının başlamış olması elbette sevindiricidir.
Bizim itirazımız yola değil.
Tam tersine, Hakkâri'nin daha güvenli, daha konforlu ve daha çağdaş bir ulaşım ağına kavuşmasını istiyoruz.
Ancak yol yapılırken, yolun üzerinde veya kenarında bulunan ve yalnızca bir yapıdan ibaret olmayan bazı şeyleri de korumak gerekir.

Çünkü Zap'ın üzerindeki o yapının adı Devrimci Gençlik Köprüsü'dür.
1969 yılında, İstanbul'a yapılması planlanan Boğaz Köprüsü tartışılırken, “Asıl köprü Doğu'da çile çeken halka lazımdır” diyerek İstanbul Üniversitesi'nden, ODTÜ'den ve Türkiye'nin farklı yerlerinden gençler Hakkâri'ye geldi.
Aralarında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının da bulunduğu bu gençler, yalnızca fikirlerini değil, bilgilerini ve emeklerini de yanlarında getirdiler.
Bu çetin coğrafyada onlara kucak açan, ekmeğini paylaşan, harca su taşıyan, demire omuz veren Hakkâri ve çevresindeki gençlerle birlikte ortaya çıkan yapı, bugün Devrimci Gençlik Köprüsü olarak anılıyor.
Bu yüzden o köprü yalnızca Hakkâri'nin değil, Türkiye'nin ortak hafızasına ait bir köprüdür.
Köprünün adı Devrimci Gençlik Köprüsü. Ama onu korumak için devrimci olmaya gerek yok.
Muhafazakâr biri de bu köprünün yaşatılmasını savunabilir, sağcı biri de. Çünkü bir toplumun olgunluğu, yalnızca kendi fikrine yakın olanların bıraktığı mirasa sahip çıkmasıyla ölçülmez. Asıl mesele, kendinden olmayanın bıraktığı güzel bir izi de koruyabilmektir.
Bugün toplumsal barışın ve ortak bir geleceğin konuşulduğu bir dönemde, böyle bir mirasa sahip çıkmanın ayrıca bir anlamı var.
Çünkü Hakkâri'nin hafızasından zaten çok şey eksildi.
Taş Lise'yi kaybettik.
stadyumu kaybettik
Hakkâri Evi'ni kaybettik.
Tarihi yapılarımızın, geçmişten kalan izlerin birer birer elimizden çıkışına çoğu zaman itiraz ettik, yazdık, söyledik. Bütün bunlara rağmen bazı kayıpların önüne geçemedik.

Şimdi Zap'ın kenarında duran Devrimci Gençlik Köprüsü için aynı endişeyi yeniden taşımak istemiyoruz.
Çünkü buradaki mesele yalnızca Hakkâri'nin yerel hafızası da değildir. Devrimci Gençlik Köprüsü, Türkiye'nin yakın tarihinde gençliğin dayanışma ve toplumsal sorumluluk anlayışına dair somut bir hatıradır. Bu nedenle köprünün korunup korunmaması, Hakkâri sınırlarını aşan bir hafıza ve gençlik kültürü meselesidir.
Yol elbette yapılmalı.
Hakkâri, yıllardır beklediği ulaşım konforuna kavuşmalı.
Ancak burada bir soru sormak gerekiyor.
Biz yol projesinin bütün ayrıntılarını bilmiyoruz. Köprünün yıkılacağına dair kesinleşmiş bir karar da yok.
Fakat bugün gözümüzün önünde duran tablo şu: Yol çalışması mevcut güzergâhıyla bu şekilde ilerlerse, Devrimci Gençlik Köprüsü'nün bulunduğu alanla çakışması ve köprünün ortadan kaldırılmak zorunda kalması riski ortaya çıkıyor.
İşte biz tam da bu nedenle soruyoruz:
Projeniz nedir?
Köprüyü koruyacak başka bir güzergâh veya mühendislik çözümünüz var mı?
Bu köprüyü yaşatacak mısınız?
Bildiğimiz, gördüğümüz ve dikkat çekmek istediğimiz risk bu.
Dolayısıyla sözümüz, karar verilmiş bir yıkıma karşı değil; henüz karar verilmemişken doğru kararın verilmesi için.
Dağ tarafında bir miktar genişletme yaparak farklı bir mühendislik çözümü mümkün mü?
Yol hafif bir kavisle köprüyü koruyacak şekilde düzenlenebilir mi?

Bilmiyorum.
Ben mühendis değilim.
Ama bildiğim bir şey var:
Bazen mühendislik yalnızca en kısa yolu bulmak değildir.
Bazen geçmişi de hesaba katmaktır.
Bazen bir yapının taşıdığı anlamı, betonun ve asfaltın maliyet hesabının içine koyabilmektir.
Çünkü kamu hizmeti yalnızca metre, kilometre ve maliyet hesabından ibaret değildir.
Bunun yanında bir de hafıza vardır.
Bir de hürmet...
Bir de vefa...
Yol yapılır.
Asfalt dökülür.
Araçlar üzerinden geçer.
Ama bir kentin ve toplumun olgunluğu, geçmişin bıraktığı anlamlı izlere gösterdiği saygıyla da ölçülür.
Bu nedenle henüz iş işten geçmeden tarihe küçük bir not düşmek istiyorum:
Yolu yapın.
Hakkâri'yi hak ettiği konfora kavuşturun.
Ama Türkiye'nin farklı yerlerinden gelen gençlerle Hakkâri'nin gençlerinin ortak emeğiyle ortaya çıkan o vicdan ve vefa köprüsünü de koruyarak yapın.
Çünkü bazı köprüler yalnızca iki yakayı birbirine bağlamaz.
Bazıları, insanların birbirine nasıl yaklaşabileceğini de gösterir.
Devrimci Gençlik Köprüsü de onlardan biridir.

