Gül Çiftçi
Sınırın Gölgesinde Ekonomi: Hakkâri Ne Zaman Kazanacak?
"Haritaya baktığınızda üç ülkenin kesişim noktasında yer alan, sınır kapılarıyla dünyaya açılan bir Hakkâri görüyorsunuz. Ancak sokağa indiğinizde, esnafın yüzündeki kaygı, gençlerin gelecek endişesi ve boşalan iş yerleri size bambaşka bir tablo anlatıyor."
Hakkâri, Türkiye'nin en stratejik şehirlerinden biridir. İran ve Irak'a komşu olan bu kadim kent, coğrafi konumu itibarıyla sadece Doğu Anadolu'nun değil, Türkiye'nin en önemli ticaret merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahiptir. Dünyanın birçok ülkesi böylesine güçlü bir coğrafi avantaja sahip olmak için milyarlarca dolar yatırım yaparken, Hakkâri yıllardır bu avantajı tam anlamıyla ekonomik güce dönüştüremiyor.
Bugün kentte dolaştığınızda en çok duyduğunuz cümlelerden biri şudur:
"İş yok."
Oysa bu şehirde işsizliğin konuşulmaması, üretimin, ihracatın ve ticaretin konuşulması gerekiyordu.
Coğrafya Kader Olmamalı
Yıllardır "coğrafya kaderdir" sözü Hakkâri için sıkça kullanılıyor. Ancak aynı coğrafya, doğru planlandığında büyük bir ekonomik avantaja dönüşebilir.
İran'a açılan Esendere Sınır Kapısı...
Irak'a açılan Derecik Sınır Kapısı...
Bu iki kapı yalnızca pasaport kontrolünün yapıldığı noktalar değildir. Bunlar aynı zamanda bir şehrin ekonomik nefes borularıdır.
Bir sınır kapısı sadece araçların geçtiği yer değildir.
Tırlar geçer...
İhracat geçer...
İstihdam geçer...
Umut geçer...
Kapılardan geçen her ticari hareket, şehir merkezindeki bir dükkânın kepengini açık tutabilir, bir gencin iş sahibi olmasını sağlayabilir, bir ailenin geçimini güvence altına alabilir.
Açık Kapılar, Kapalı Ekonomi
Kâğıt üzerinde sınır kapıları açık.
Fakat ekonomik hareketlilik aynı ölçüde hissedilmiyor.
Bölgedeki birçok esnaf, sınır ticaretinin zaman zaman çeşitli kısıtlamalar, bürokratik süreçler ve bölgesel gelişmeler nedeniyle beklenen seviyeye ulaşamadığını ifade ediyor.
Ticaret yalnızca büyük firmaların yaptığı ithalat ve ihracattan ibaret değildir.
Asıl önemli olan, küçük esnafın da bu ekonomik döngüden pay alabilmesidir.
Çünkü sınır ticareti yalnızca büyük şirketlerin değil; nakliyecinin, lokantacının, market sahibinin, tamircinin, otel işletmecisinin ve yüzlerce küçük işletmenin de yaşam kaynağıdır.
Sınır kapılarında yaşanan her durgunluk, şehir merkezindeki onlarca sektörü doğrudan etkiliyor.
Bugün Hakkâri'de yaşanan ekonomik sıkıntının önemli nedenlerinden biri de budur.
Sınır Ticareti Bir Ayrıcalık Değil, Bir Hak
Bölge insanı yıllardır sınır ticaretiyle yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Bu durum hiçbir zaman yanlış anlaşılmamalıdır.
Burada dile getirilen talep; kayıt dışılık değil, tam tersine devlet denetiminde, vergisi ödenen, güvenli, sürdürülebilir ve yasal ticaretin güçlendirilmesidir.
Hakkâri'nin ihtiyacı olan şey, yasa dışı yollar değil; yasal ticaretin önündeki engellerin azaltılmasıdır.
Çünkü güçlü ekonomi, güvenli sınırlar ile mümkündür.
Yasal ticaret arttıkça kayıt dışılık azalır.
Üretim arttıkça sosyal huzur güçlenir.
İstihdam arttıkça gençler geleceğini başka şehirlerde aramak zorunda kalmaz.
Gençler Göç Etmek Değil, Üretmek İstiyor
Bugün Hakkâri'nin en büyük sorunlarından biri genç nüfusun iş bulamaması.
Üniversite mezunu gençler...
Meslek sahibi gençler...
Hayalleri olan binlerce insan...
Birçoğu iş bulamadığı için Van'a, Ankara'ya, İstanbul'a ya da başka şehirlere gitmek zorunda kalıyor.
Oysa bu göç yalnızca insan kaybı değildir.
Bu aynı zamanda bilgi kaybıdır.
Emek kaybıdır.
Gelecek kaybıdır.
Şehir, en üretken çağındaki insanlarını kaybediyor.
Hakkâri'nin buna tahammülü yok.
Organize Sanayi Bölgesi Yeterli mi?
Yıllardır Organize Sanayi Bölgesi projeleri konuşuluyor.
Bu yatırımlar elbette önemlidir.
Ancak sanayi yatırımlarının sınır ticaretiyle entegre edilmesi gerekiyor.
Üretilen ürünün pazara ulaşması kolay olmalı.
Lojistik merkezleri kurulmalı.
Depolama alanları artırılmalı.
Gümrük işlemleri hızlandırılmalı.
Taşımacılık altyapısı güçlendirilmeli.
Sadece fabrika yapmak yetmez.
Üretilen malın hızlı satılabileceği ekonomik ekosistem de oluşturulmalıdır.
Hakkâri Neden Bir Lojistik Merkezi Olmasın?
Dünyada birçok şehir yalnızca bulunduğu konum sayesinde milyarlarca dolarlık ticaret hacmine ulaşıyor.
Hakkâri de aynı potansiyele sahip.
Üç ülkenin kesişim noktasında bulunan bu şehir, doğru yatırımlarla Doğu'nun lojistik üssü olabilir.
Bunun için büyük hayaller kurmaya gerek yok.
Yeter ki mevcut potansiyel doğru değerlendirilsin.
Yeter ki yatırımcıya güven verilsin.
Yeter ki bürokrasi kolaylaştırılsın.
Yeter ki Hakkâri yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, kalkınma politikalarıyla da konuşulsun.
Ekonomi Güçlenirse Sosyal Hayat da Güçlenir
Ekonomik kalkınma yalnızca gelir artışı demek değildir.
Esnaf kazanır.
Çiftçi kazanır.
Nakliyeci kazanır.
Sanayici kazanır.
Genç kazanır.
Kadın girişimci kazanır.
Şehir kazanır.
Ekonomi güçlendikçe eğitim güçlenir.
Kültür gelişir.
Turizm büyür.
Sosyal yaşam canlanır.
Göç azalır.
Umut çoğalır.
Son Söz
Hakkâri'nin yıllardır beklediği şey yardım değil, fırsattır.
Bu şehir, sahip olduğu stratejik konum sayesinde Türkiye'nin en önemli ticaret merkezlerinden biri olabilecek güce sahiptir.
Yeter ki bu potansiyel doğru planlansın.
Yeter ki sınır kapıları sadece araçların geçtiği yerler olarak görülmesin.
Çünkü o kapılardan geçen her tır, yalnızca yük taşımıyor; bir esnafın umudunu, bir gencin geleceğini ve bir şehrin kalkınma hayalini de taşıyor.
Hakkâri, coğrafyanın dezavantajını yaşayan bir şehir değil; sınırın avantajını üretime, ihracata ve istihdama dönüştürebilecek büyük bir potansiyeldir. Bugün atılacak doğru adımlar, yarının güçlü Hakkâri'sini inşa edecektir. Çünkü bu şehir, sadece sınırda olmayı değil, Türkiye'nin yükselen ticaret kapılarından biri olmayı hak ediyor.
