Serkan Besi
Soğandan Çatıya: Hakkâri’de Ters Giden İşler
2008’de askerden döndüğümün ertesi sabahı babam uyandırdı:
“Haydi oğlum, erken bir kahvaltı yapalım, köye gideceğiz.”
Meğer traktörler önceden gitmiş, tarlalar sürülmüş, bostan yeri çoktan hazırlanmış.
Babam, rahmetli Osman eniştem ve ben girdik bostana.
Onu kaldır, onu kaz, toprağı kürele...
Köyü de doğayı da hep çok sevdim ama sebze yetiştirmek, bostan bellemek hiç bildiğim işler değildi.
Günün sonunda elime küçük bir poşet verdiler. İçinde minik minik soğanlar vardı.
“Şunları şu köşeye ek.”
Gittim, büyük bir hüsnüniyetle ektim.
Akşamüstü gelip baktıklarında hakikat ortaya çıktı: Soğanların büyük kısmını ters ekmişim.
O gün bugündür, yaklaşık yirmi yıldır, eşim, dostum, akrabam benimle “soğanı ters eken adam” diye dalga geçer.
Hakları da var.
Ben de gülerim. Çünkü gerçekten ters ekmiştim.
Ama o zamanlar askerden yeni dönmüştüm. Bostandan, sebzeden anlamıyordum. “Ben bostan yetiştiririm, sebzeden anlarım” diye bir iddiam da yoktu.
İnsan yaş aldıkça yalnızca bostanlara değil, şehirlere de bakıyor.
Nasıl yönetiliyorlar?
Nasıl planlanıyorlar?
Kim kontrol ediyor?
Bir iş ters gittiğinde kim, ne zaman fark ediyor ve nasıl müdahale ediyor?
Geçtiğimiz mayıs ayında Sağlık Müdürlüğü hizmet binası inşaatında yaşananlar hepimizin gözünün önünde oldu.
Yüklenici firma, temel açma ve fore kazık çakma çalışmaları sırasında sınırları o kadar zorladı ki çevredeki bazı binaların temelleri açığa çıktı. Ciddi bir risk oluştu.
Yaklaşık on bina boşaltıldı.
Yapılan incelemelerin ardından üç binanın riskli olduğu kabul edildi ve ana cadde bariyerlerle çevrildi.
Göçüğün ardından müdahale hızlı oldu. Açılan bölge taş ve beton dolguyla kapatıldı, çevrede açığa çıkan temeller de korunmaya alındı.
Ama mayıs ayından beri o bariyerler hâlâ orada.
Üstelik o bariyerler, oradan her geçen insana bu bölgenin riskli olduğunu yeniden hatırlatıyor. Çevredeki esnafı da her gün biraz daha perişan ediyor.
Ben de her gün oradan geçerken temelde bir yanlışlık olduğunu, fazla ileri gidildiğini çıplak gözle görüyordum.
Ama kendi kendime diyordum ki:
“Yahu ben inşaattan anlamam; koca mimarlar, mühendisler, uzmanlar var. Herhalde bir bildikleri vardır.”
Meğer ben o tehlikeyi uzaktan görürken koca uzmanlar görmemiş.
Şimdi bir de yağışlar başladı.
Biz mühendis değiliz; bu zeminin yağışlardan nasıl etkileneceğini teknik olarak bilemeyiz. Ama burada bir göçük yaşandı, binaların temelleri açığa çıktı ve üç bina riskli kabul edildi.
İnsan ister istemez soruyor:
Yağışlarla birlikte bu alan için yeni bir risk oluştu mu? Bununla ilgili yeni bir değerlendirme yapıldı mı?
Çevre Yolu, Çölemerik Caddesi’nde unutulan şey bariyerler mi, o üç bina mı, yoksa bütün bir mahallenin kendisi mi?
Bu bariyerler daha ne kadar bu caddenin üzerinde duracak?
Göçük nedeniyle çevredeki bazı binalarda su sıkıntısı da oluştu. Belediye, kaldırıma geçici borular sererek bu soruna hızlı ve doğru bir müdahalede bulundu.
Ama eksi 20’leri gören bir şehirde o borular ilk don geldiğinde ne olacak?
Bunları bilmek bu şehrin hakkı.
Gelelim Altay Caddesi’ne...
Marketlerin, otellerin, mağazaların, nalburların bulunduğu Hakkâri’nin en işlek ticaret damarlarından biri.
“On-on beş günlük altyapı çalışması yapacağız” denilerek girildi caddeye.
İki ay geçti, üçüncü aya sarktı.
Sonunda esnaf çaresizlikten kepenk kapatıp protesto etti.
Altyapı çalışmalarının şehrin sorunlarını gidermek, hayatı kolaylaştırmak için yapıldığını elbette biliyoruz. Ama iyi niyet tek başına yetmiyor.
Bir işi yapmak kadar planlamak da gerekiyor.
On-on beş günlük iş üçüncü aya sarkıyorsa, orada ciddi bir planlama sorunu var demektir.
İşler planlandığı gibi gitmiyorsa çıkıp insanlara anlatmak, yeni yol haritasını kamuoyuyla zamanında paylaşmak gerekmez mi?
Ben bu şehirde ters giden bir şey bulup yazmak için dolaşmıyorum. Sivil vatandaşım ben; baretimi takıp inşaatları, altyapı çalışmalarını denetlemek gibi bir görevim de yok. Ama bütün bunlar maalesef gözümüzün içine soka soka yapılıyor. Konuşmayalım da ne yapalım?
Kendi şehrime bakarken her gün takdir edeceğim, şükran sunacağım güzel işler görmek ve bunları köşemden alkışlamak isterim.
Berçelan Mahallesi ve Güpsi’de yükselen TOKİ’leri, kent meydanı projelerini, altyapı çalışmalarını, Depin’de Sümbül Dağı’nın eteğinde Zap Nehri’ne nazır planlanan rekreasyon ve yaşam alanı projesini ve her ne kadar kentin hafızasını korumak adına proje şekline itiraz etmiş olsam da bu şehre katacağı artı değeri gördüğüm Kültür Merkezi’ni de görüyorum.
Bunlar da bu şehrin geleceğine dair gördüğümüz, takip ve takdir ettiğimiz işler.
Şimdi geçen haftaki başka bir işe gelelim.
Eski belediye binasının bulunduğu yerde büyük bir meydan ve park düzenlemesi yapılıyor. Altında kapalı otopark, üzerinde de biri büyük olmak üzere iki yapı var.
Hakkâri’ye nefes aldırabilecek güzel bir alan.
Geçen hafta o civarda esnaf olan bir arkadaşıma uğradım.
Halini hatırını sorayım, biraz sohbet edeyim istedim. Sinirleri bozulmuştu ama bir yandan da ironik bir şekilde gülüyordu.
Eliyle inşaatı işaret etti:
“Baksana,” dedi, “bu çatıyı ters takmışlar. Şimdi sökecekler, yeniden monte edecekler. İş uzadıkça uzuyor.”
Baktım.
Gerçekten ters.
Koca çatı baştan sona ters monte edilmiş.
Şimdi, aradan geçen bir haftada, çatı söküldü ve yeniden monte edilerek düzeltildi.
Ama insan yine de soruyor:
Koca çatı baştan sona ters monte edilirken bu kentin bir mühendisi, bir kontrolörü, bir yetkilisi bir kez olsun inşaata uğrayıp kafasını yukarı kaldırmadı mı?
Ben uzun yıllar önce soğanı ters ektim.
Babamla Osman eniştem gördüler. Güldüler. Doğrusunu gösterdiler.
Ben de öğrendim.
On dakikada düzeldi.
Düzelmeseydi de kaybedeceğimiz en fazla iki avuç soğandı. Benim hatam benim bostanımla sınırlıydı.
Ama kamu adına yapılan bir işte durum farklı.
Oradaki bir yanlış ya da bir ihmal esnafın geçimine, vatandaşın hayatına ve şehrin geleceğine dokunuyor.
Bedeli esnaf ödüyor.
Vatandaş ödüyor.
Şehir ödüyor.
Yaklaşık yirmi yıldır benim ters ektiğim soğanla eğlenen ahaliye de açık çağrımdır: Bir espriyi bunca yıl kullanmak espriyi de aşındırdı, bizleri de yordu.
Nereden devam etmek istersiniz?
Altay Caddesi ?
Komşu binanın temeline kadar inen inşaat ?
Ters çatı ?
