Sezai Temelli'den Özel yasa açıklaması
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Toplumsal beklenti ile Meclis'te geçen yasalar arasındaki fark kapanmadıkça sorunların çözülemeyeceğini belirtti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis'te düzenlediği basın toplantısıyla güncel gelişmeleri değerlendirdi. Temelli, geçen hafta kadın cinayetleri, kadın sağlığı ve kadın istihdamına yönelik Meclis'e sundukları 3 önergenin AKP ve MHP oylarıyla reddedildiğini belirterek, "Her 3 alanda çok vahim gelişmelerin yaşandığı bir ülkede olmamıza rağmen bu konuları konuşmak istemeyen bir Meclis var karşımızda. Bakın kadın cinayetleri diyoruz. Sadece bu yıl 70 gün içinde resmi rakamlara göre 67 kadın katledildi. Şüpheli ölümler buna dahil değil. Kayda geçmeyenler buna dahil değil. Dolayısıyla tablo bu kadar vahim; ama Meclis bunu inatla konuşmuyor" dedi.
Partisinin Newroz deklarasyonunu kamuoyuna paylaştığını ve Newroz'un 53 merkezde kutlayacaklarını hatırlatan Temelli, "Newrozlarımız bizim mücadelelerimizin taçlandığı buluşmalardır. Yine alanlarda demokrasi ve özgürlük için yan yana geleceğiz ve dayanışmamızı en güçlü şekilde ortaya koyacağız. Ben buradan herkesi, tüm Türkiye halklarını, emekçileri, kadınları Newroz alanlarında buluşmaya davet ediyorum. Orada yan yana gelelim. Daha güçlü bir şekilde özgürlük ve demokrasi talebimizi hep birlikte dile getirelim" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin demokrasiye ve özgürlüğe muhtaç olduğunu her geçen gün bir kez daha gördüklerini ifade eden Temelli devamla şunları söyledi: "Bu sabah Silivri'de de bunu bir kez daha anlamış olduk. Silivri'de bir dava var ve dava sabah başlayamadı. İlginç bir şekilde mahkeme heyeti milletvekillerini dışarıya çıkartmaya çalıştı. Nasıl bir dava olduğunu gelin siz buradan anlayın. Biz bu davaları çok iyi biliyoruz. Çünkü bu kumpas davaları DEM Parti'ye çok kurulmuş davalardır. Bu davayı da biz bir kumpas davası olarak görüyoruz. Bakın Silivri Kaymakamı bile davanın görüldüğü alanda yaklaşık bir kilometrekarelik bir alanda basın açıklamalarına bile izin vermeyecek şekilde kararlar almış. Neyi saklıyorsunuz? Neyi gizlemeye çalışıyorsunuz? Sayın Ekrem İmamoğlu ve 401 kişi yargılanıyor. Bu dava normal bir seyirde devam etse 12 yıl falan sürer. Dolayısıyla da bu davanın nasıl bir abuk sabuk bir kumpas davası olduğu buradan belli.
BİR YILDIR TUTUKLU 106 KİŞİ VAR
Bir yıldır insanlar içeride tutuklu. Tam 106 kişi tutuklu olarak bir yılını geçirmiş oldu. Bu tür davalardan Türkiye'nin kurtulması lazım. Türkiye bir hukuk devleti olmak zorunda. Türkiye yargı bağımsızlığına ve tarafsızlığına kavuşmak zorunda. Eğer Türkiye bunu başaramazsa biz daha çok kumpas davalarıyla karşı karşıya geliriz. Siyasetçilerin yargılandığı değil, siyasetin konuştuğu hakim olduğu, siyasete karşı olan güçlerin yargılandığı bir Türkiye istiyoruz.
DEMOKRASİNİN OLMADIĞI BİR ÜLKE SAVAŞLARIN MECRASI OLUR
Yanı başımızda bir savaş var. Savaş en büyük kötülüktür. İlk günden beri biz bölgemizin barışa, huzura kavuşması için bir mücadele veriyoruz, bir siyaset yürütüyoruz. Bunu Türkiye'de de Suriye'de de, Irak'ta da, bugün İran'da da savunageldik. Savunmaya da devam edeceğiz. Bölge halklarının başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarının barış ve huzur içinde yaşayabilmesinin gereği neyse onun yanında yer almaya devam edeceğiz. Bugün İran'da da tıpkı diğer coğrafyanın diğer kesimlerinde olduğu gibi İran'daki halkların bu savaş zulmü altında ezildiğini görüyoruz.
KORUNMASI GEREKN YERLER TİCARETE AÇILIYOR
Meclis gündemine gelirsek biliyorsunuz Meclis'te bir Milli Parklar Kanunu var. Haftalardır devam eden bir kanun. Bu hafta da yine öncelikli olarak bu kanun görüşülecek. Tabii adı Milli Parklar Kanunu; fakat Milli Park deyince ne anlıyorlar? Açıkçası merak ediyoruz. Dolayısıyla bir Milli Park mefhumu yok iktidarda. Milli Parkları, Millet Bahçesi sanıyorlar. Dolayısıyla da Millet Bahçesi'ne nasıl yaklaşıyorlarsa Milli Parklara da öyle yaklaşıyorlar. Oysa Milli Park dediğiniz şey koruma altında olması gereken yaşam alanlarıdır. Bir ülkenin aslında titizlikle korumaya çalışması gereken alanlardır. Biz ticarete açıyoruz. Biz Millet Bahçesi gibi bileti alan gelsin mesire yapısına çevirmeye çalışıyoruz. Oraya ticari işletmelere ruhsat vermeye çalışıyoruz. Enerji nakil hatlarını oradan geçirmeye çalışıyoruz. Yani Milli Park'ta olmaması gereken ne varsa bu yasayla Milli Park'ta onların hayata geçmesi için çabalıyoruz. İşte böyle bir ülke var. Kendi Milli Parklarına değer vermeyen bir anlayış bu yasayla bir kez daha karşımızda.
OLMASI GEREKEN HİÇBİR ŞEY YOK
Yine bir torba yasa, Plan Bütçe Komisyon'undan geçti. Olması gereken hiçbir şey yok. Neydi olması gerekenler; Bir kere bayramlarda Ramazan ve Kurban Bayramı'nda verilen emekli ikramiyeleri söz konusuydu. Emeklilere ikramiye artışının olamayacağı söylendi. Savaş bahane edildi, işte kriz bahane edildi. Oysa Türkiye Zenginler Kulübü'ne girmişti. Fakat Türkiye'de Zenginler Kulübü'ne kim girmiş, Türkiye'deki sermaye sınıfı. Türkiye'de hala yoksul olan kimdir, emekçilerdir, emeklilerdir. Dolayısıyla emekçiler, emekliler bu kulübe giremediler. Giremedikleri için de zaten onların sofralarına baktığımızda bunu görmemiz mümkün. Ramazan ayında siz emeklilerin sofrasına gittiğinizde neyi görüyorsunuz? Bugün bir emekli bize mesaj yollamış. Mustafa Keskin: 'Emekli sofram 50 lira sofrasında bir çorba, yarım ekmek, biraz da salata var. 50 liraya mal edebiliyorum. Daha fazlasını almaya gücüm yok' diyor. Tabii Meclis'te meşhur bir iftar üzerinden çok muhabbet yapıldı. Kimsenin yediğinde, içtiğinde gözümüz yok. Ancak başkalarının hakkını çalarak yemeyin. Emeklilerin hakkını gasp ederek bir şey yemeyin.
YASADA CUMHURBAŞKANINA YETKİ VAR
Öğrenci affı, beklenti bu yöndeydi. Bu yasada gelecekti ve öğrenciler bekliyordu. Bu da yok, BAĞ-KUR prim adaletsizliği var. Bu konuda bir düzenleme için söz verilmişti BAĞ-KUR'lulara. Fakat onu da bu yasada göremedik. Ne var yasada; Cumhurbaşkanına yetki var. Her zaman olduğu gibi. Efendim özellikle işsizlik sigortası primlerinde yüzde 50'ye kadar indirim ya da yüzde 50'ye kadar bir artışın hakkı cumhurbaşkanına veriliyor. Bu hak neden böyle veriliyor? Bu tür bir yetkinin verilmesi aslında bir mutabakatın tek taraflı yok sayılmasına neden oluyor. Çünkü sonuçta bir işsizlik sigortası, işsizlerin hakları açısından kurulmuş bir fon ve bu fonun kaynakları belli ve nasıl olması belliyken bu tür keyfi uygulamalara neden cevaz veriliyor anlamakta zorluk çekiyoruz.
AÇIKLAMALAR HEP BAYRAMDAN SONRAYI GÖSTERİYOR
Bir başka yine yasada kripto ile ilgili vergi düzenlemesi var. Aslında bunun bir kod yasayla yapılması gerekir. Genel anlamıyla vergi usul kanuna uygun düzenlenmesi gerekirken burada yine bir alelaceleye getirilmiş bir düzenleme var. Taşınmazların satışı var, aynı şeyi görüyoruz. Böyle bir hakkın kamu kurumlarına devredilmesi kabul edilebilir bir şey değil. Bir özelleştirme zihniyetinin hala devam ettiğini görüyoruz. Bu tür yasalar son zamanlarda çok çıktı. Bunlar yama yasalardır. Neyin yaması; Şimşeğin yamaları bunlar. Şimşek öyle bir kara delik yarattı ki sözde dezenflasyon programıyla artık yamada tutmuyor. Dolayısıyla dönüp baktığımızda Meclis'te beklenenler toplumun beklentileri başka bir yerde. Meclisin hayata geçirdiği yasalar başka bir yerde. Bu ikisi arasındaki fark kapanmadığı sürece Türkiye'deki yapısal sorunları çözmemiz mümkün değil. Mesela beklentiler ne? Beklentiler bir an önce özel yasanın gelmesi. Açıklamalar hep bayramdan sonrayı gösteriyor.
İNFAZ KURUMUNDA DÜZENLEME BEKLENİYOR
Umarız 'bu bayramdan sonra lafı' gerçek anlamda bir bayramdan sonraya tekabül eder ve hemen bu konuda adım atılır. Ne bekleniyor; İnfaz Kanunu'nda düzenlenme bekleniyor. Şu anda cezaevinde olanlar adli olsun siyasi olsun herkesin beklentisi ayrımcılığı barındırmayan eşit bir infaz yasasının hayata geçmesi. Diğer taraftan 12'nci Yargı Paketi konuşuluyor. Adalet Bakanı bu konuda kamuoyuna bir açıklama yaptı. Fakat bu 12'nci Yargı Paketi'nin içinde toplumun beklentilerinin yer alması büyük önem taşıyor ki ilk açıklamalardan biz bunu göremedik. İlk açıklamalardan gördüğümüz nedir? Çocukların cezalandırılması. Dolayısıyla çocukları cezalandırarak bir ülkede suçu ortadan kaldırmanız mümkün değil. Daha önceki Adalet Bakanı'na da bunu defalarca izah ettik. Fakat maalesef bu çocukları hedefe koyan, suça sürüklenmiş çocukları hedefe koyan anlayışta bir değişiklik söz konusu değil.
İNSANLARIN SOFRASINDA BİR ŞEY BIRAKMADILAR
Ekonomide yaklaşık 32 aydır bir program sürdürülüyor biliyorsunuz. İlk geldiklerinde dediler ki kur kurumalı mevduat var. İşte bununla ilgili tedbirler alıyoruz. Sonra depremle ilgili tedbirler alıyoruz dediler. Kuraklık oldu kuraklıkla ilgili aldılar. Don oldu donla ilgili tedbirler aldılar. Şimdi de duyduk ki savaşla ilgili tedbirler alıyorlarmış. Yani tedbirleri buysa Hazine ve Maliye Bakanı'nın geçmiş tedbirler gibi ise önümüzde bizi bekleyen çok ciddi bir kriz var demektir. Petrol fiyatları artıyor. Faizleri düşürme artık mümkün değil. Aslında utanmasalar faizleri arttıracaklar. Enflasyonda başarısız oldular. İlk 2 ayın enflasyonu yüksek çıktı. Önümüzdeki birkaç ayda özellikle savaş devam ettiği sürece enflasyon da yukarıya doğru hareketlenmeye devam edecek. Peki neden program başarısız; Çünkü program doğru bir zemine oturmuyor. Yani esas vergilendirmesi gerekenleri vergilendirme esas bütçeyi kapatması gereken yerden bütçeyi kapatmıyor. Yoksullara, emekçilere yüklene yüklene tüketim enflasyonuyla mücadele edeceğiz diye diye insanların sofrasında bir şey bırakmadılar. Program yine başarısız, çünkü bir illüzyon yaratıyorlar."
Kaynak:
