Saruhan Oluç: AİHM kararları uygulanırsa Demirtaş ve Öcalan için yol açılır
TBMM Kardeşlik Komisyonu’nun DEM Partili üyesi Saruhan Oluç, 60 sayfalık raporun meclis tarihinde bir ilk olduğunu ancak dil ve yaklaşım konusunda ciddi itirazları olduğunu söyledi.
Oluç, “Kürt sorununu bir ‘terör’ sorununa indirgeyen güvenlikçi dili kabul etmiyoruz. Bu sorun bir özgürlük ve eşitlik sorunudur” dedi.
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapora "Evet" oyu veren ancak kapsamlı bir şerh düşen DEM Parti komisyon üyesi Saruhan Oluç, Rûdaw TV’de yayınlanan "Rûdawî Emro" programına konuk olarak sürecin perde arkasını ve partisinin duruşunu anlattı.
Oluç, raporun özellikle 6. ve 7. bölümlerinin önümüzdeki aylarda meclis gündemini belirleyecek yasal düzenlemeleri içerdiğini vurguladı.
"Güvenlikçi yaklaşım çözümün önünde engel"
Raporun genel ruhuna dair eleştirilerini dile getiren Oluç, Kürt meselesinin tanımlanma biçimine itiraz ettiklerini belirtti.
Oluç şunları söyledi:
"Bizim temel itirazımız şudur: Kürt sorununu Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca süregelen siyasal, toplumsal, tarihsel ve kültürel kökleri olan bir sorun olarak görüyoruz. Ancak rapordaki yaklaşım, bugünkü iktidarın da yaklaşımı olan daha çok 'güvenlikçi' politikalara dönük bir bakış açısı. Kürt sorununu sadece bir 'terör' sorunu olarak ele alan bu dili doğru bulmuyoruz. Bizce bu bir özgürlük, eşitlik, kimlik ve anadili sorunudur. Bu nedenle rapora şerhimizi düştük ve görüşlerimizi ekledik."
"PKK’nin tasfiyesi için yasal zemin şart"
Raporun 6. bölümünde PKK’nin silah bırakma ve kendini feshetme sürecine dair önerilerin yer aldığını belirten Oluç, toplumsal bütünleşme için yasal güvencenin önemine dikkat çekti:
"PKK kongresinde zaten silahların bırakılması ve silahlı mücadelenin sürdürülmemesi yönünde kararlar alındı. Şimdi bu sürecin nihayete ermesi gerekiyor. Silahlarını bırakmış olan insanların Türkiye’deki ekonomik, sosyal ve siyasal hayata nasıl entegre olacaklarına dair müstakil ve geçici bir yasaya ihtiyaç var. Bu yasal düzenlemeler olmadan sağlıklı bir toplumsal bütünleşme mümkün değildir."
"AİHM’n Umut Hakkı’na dair kararı var"
Raporun 7. bölümünde yer alan "AİHM ve AYM kararlarına tam uyum" tavsiyesinin kritik olduğunu vurgulayan Saruhan Oluç, bunun hukuki sonuçlarını şöyle değerlendirdi:
"Raporda isimler geçmese de yasalar geneldir. AİHM’in 'Umut Hakkı'na (ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların durumu) dair kararları var. Eğer Türkiye bu kararları uygularsa, bu durum başta Sayın Öcalan olmak üzere bu kapsamdaki tüm hükümlüleri ilgilendirir. Aynı şekilde Selahattin Demirtaş ve Kobani davasında yargılanan arkadaşlarımız hakkında AİHM’in verdiği tahliye kararları var. Anayasa’nın 90. maddesine göre bu kararlar bağlayıcıdır. Hükümet raporun bu tavsiyesine uyarsa, hukuk gereği bu tahliyelerin bir an önce gerçekleşmesi gerekir."
"Çözümün nihai adresi yeni bir anayasadır"
Saruhan Oluç, komisyonun hazırladığı raporun tek başına sorunu çözmeyeceğini, ancak demokratik bir zemin oluşturabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu raporun gerekleri yerine getirildikten sonra, asıl hedefimiz Kürt sorununun demokratik barışçı çözümü için yeni bir anayasadır. Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Bu yasal düzenlemeler o demokratik zemini olgunlaştıracak adımlar olarak görülmelidir. Biz demokratik siyaset zeminini güçlendirmek için mücadelemizi sürdüreceğiz."
