CHP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptali talebiyle açılan davada verdiği "mutlak butlan" kararı üzerine olağanüstü toplandı. Yaklaşık 5 saat süren toplantının ardından Özel açıklamalarda bulundu.
“Demokrasi adına kara bir gündeyiz” diye başlayan Özel, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “2023'te seçimlerin kaybının en büyük sorumlusu CHP idi. O dönemden beri halk, siyasetten, partimizden bir kopuş yaşamaktaydı. Herkes, 'Bir yolunu bulursam ülkeden gideceğim, bir daha sandığa gitmeyeceğim, mümkünse yurt dışına gideceğim' demeye başlamıştı. CHP'nin özeleştiri yapması ve milletin gönlünde kabul görmesi lazımdı, yoksa olmayacaktı. Bu duygu durumu içinde biz 'CHP değişmelidir' dedik. Sonra bu sözlerimiz tepki görünce bu görevi üstlendik, bir yola çıktık.
DEĞİŞİME DELEGE KARAR VERDİ
Yola çıktığımızda gerekli imzayı dahi bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler. Biz bütün bir kampanya boyunca bütün Türkiye'yi gezdik, kazanırsak ne yapacağımızı açık açık paylaştık. Dediler ki: 'Bu delegeyi ikna edemezsiniz.' O delegeyi tıraş eden berberi, bir alt katında komşusu olan üniversite öğrencisi ikna edecek. Eşi, oğlu, kızı, eşi 'Hakkımı helal etme' diyerek yollayacak. Delegelere en güvendiğinizle konuşun dedim. Delege sokağın, güvendiklerinin sesini dinledi ve değişime karar verdi.
Biz hiç kibir yapmadık. Bizim galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. Ama o günlerde hep bana şunu söylüyorlardı: 'Sana devlet geldi mi?' Devlet dediğin binadır diyordum ben, devlet bana nasıl gelsin? 'CHP'deki değişime izin aldın mı, konuştun mu, soruşturdun mu diye sordular. Biz müesses nizamın çarkına çomağı burada soktuk arkadaşlar. Biz kurucu partinin kimsenin onayını almadan değişebileceğini gösterdik.
SUÇUMUZ BİRİNCİ PARTİ OLMAK
'Biz onay vermeden değişim olmaz' diyenler, o gece CHP'ye, güçlü parti geleneğimize savaş açmaya niyetlenmişler, sonradan bunu da gördük. Önümüzde vakit yoktu, 4 ay vardı ve sözümüz vardı. Nasıl ki Ecevit 70'lerde girdiği dört seçimden bu partiyi çıkardıysa, biz de yapacağız, yapmazsak partiyi bırakacağız demiştik. Yerel seçimlerde hem adayları belirledik hem ittifak aradık, kötü söz duyduk ama cevap vermedik asla. Herkese, sevene sevmeyene can sağlığı diledik, önümüze baktık ve inandığımızı, vatandaşın bize güveninin boşa olmadığını dost olana ve olmayana gösterdik. 1 Nisan'da felaket bekleyenler, 'Orada oturamaz, parti tarihinin en kısa genel başkanlığını yapacak' diyenler, 1 Nisan akşamı TRT ekranlarında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük yerel seçim başarısını gördüler. Nüfusun yüzde 65'i, ekonominin yüzde 84'ü; o müesses nizamın ve AK Parti'nin kara düzeninine esas çomağı da orada soktuk. Bunu görmeyen, bilmeyen, duymayan, yaşamayan var mı? Ne bizim suçumuz? Bizim suçumuz 47 yıl sonra birinci parti olmak. Bizim suçumuz AK Parti'yi kuruluşundan beri ilk kez yenmek. Hani bize o günden beri çocuk sevdirmiyorlar ya, bizim suçumuz bu. Esnafın, emeklinin, gençlerin umudu olmak bizim suçumuz. Bugün bu cezanın kesildiği kadrolar ve bu partiden uzaklaştırılmaya çalışılan kadrolar, delege tarafından sokağın sesini dinleyerek 'Ya bu sefer bunlar kazanabilir galiba' duygusuyla getirilmiş olan kadrolar. Bizim suçumuz, günahımız bu. Bununla uğraşıyorlar.
Demokrasiyi güya savunanlar bir kere kaybettiler, milli iradeyi yerle bir ettiler. Birileri bizim kurultayı kazanmamızı hazmetmedi. Bir diğerleri bizim yerel seçimi kazanmamızı hazmetmedi. Milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. Yargı kollarını kurdular. 19 Mart 2025'te sivil darbeye kalkıştılar.
SARAYIN İCAZETİYLE KOLTUKTA OTURMAM
Ben partimin cumhurbaşkanı adayını, cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak için mücadele ediyorum. Konforlu muhalefet partisi koltuğunu reddediyorum. Sarayın icazetiyle o koltukta oturmadım, oturmam. Millet kimseyi o koltuğa oturtmaz. Seçim kazanma suçuna ilave olarak kazanacak bir cumhurbaşkanı adayı belirleme yüzünden de saldırı altındayım. Ekrem'e sırtımı dönsem benden iyisi yoktu. Bu koltukta rahat oturuyor olurdum. 51 yaşındayım ben, 30 sene oturabilirim o koltukta.
DARBENİN MAĞDURU MİLLETTİR
Bu ülkenin milletin sorunlarını çözecek bir genel başkana ihtiyacı var. Doğru bildiğimiz yolda yürüyerek geldik. Bu darbe, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet seçme ve seçilme hakkına yapılmıştır. Mesele bu darbeye teslim olup olmama meselesidir. Bu darbenin mağduru millettir, 86 milyondur. Şunu herkes bilsin ki CHP bugün kendisini savunma peşinde değildir. Özgür Özel kendisini savunma peşinde değildir. Bu imkanlar vardı, hepsini elimizin tersiyle ittik. CHP kurduğu cumhuriyeti, sandıktaki değişime umut bağlamış bu milletin evlatlarını savunmak durumundadır.
YSK’YE BAŞVURACAĞIZ
Yarın YSK'ye başvuracağız. Siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırmasını bekliyoruz. Bu gecenin bir matem gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim.
CHP'nin içinde bulunduğu demokratik zemine sahip çıkılıyor. O virüs muhalefeti yiyince doymaz. Aynı apartmandayız, daire yanarsa apartman da yanar. Bunca yıl iktidar olup da şimdi gelinen noktada savunulan nokta tehlikelidir. Baroların peşi sıra yaptıkları açıklamalar kıymetlidir. Meslek örgütlerinin, sendikaların yaptığı açıklamalar bu geceyi matem gecesinden umut gecesine hızlı bir şekilde dönüştürmüştür. Herkes bilsin ki ne CHP ne de Türkiye bu darbeye teslim olacak. Buradayız, darbeye sonuna kadar direneceğiz. Bize karşı plan yapanlara söylüyorum; Erdoğan'ın zaman zaman tekrarladığı bir ayeti hatırlatalım. Erdoğan'dan bu ayeti duyup duygulananlar bugün de duygulanıyorsanız umut vardır. 'Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.
KILIÇDAROĞLU ARADI, DÖNMEDİM
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu aradı ancak henüz dönmedim. Sayın Kılıçdaroğlu'nun, daha önce şanla şerefle seçildiği CHP Genel Başkanlığı koltuğuna AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Ama birtakım açıklamalar, yaklaşımlar buna işaret ediyor. Bu durumda o telefona dönmenin bir manası olmaz. O telefon eğer yargının bu kararını meşrulaştırmaksa ben o kararla uzlaşmam. O kararla uzlaşırsam milletle uzlaşamam. Elbette telefonuna bir şekilde dönülecektir ancak bir butlan kararını meşru görmemi bekleyeceğini düşünmem. Bunlar yaşanmasa bayram günü ben arayacaktım. O telefona dönüş, saray yargısını kabullenme tutumu içinde olamaz.
Genel merkezdeyim. Arkadaşlarımız genel merkezde. Bundan sonra gecesiyle gündüzüyle genel merkezimizdeyiz. Emanete sahip çıkacağız. Nasıl Saraçhane'ye sahip çıktıysak genel merkezimize de sahip çıkacağız. Bizi buraya sokağın sesini dinleyen delegeler oturttu, ancak onlar kaldırabilir.
BİZ EV SAHİBİYİZ
İkinci bir parti, bir yedek parti, başka bir parti seçeneği tüm siyasi partilerin gündeminde olabilir. Bu kapatma davasına karşı önlemdir, mutlak butlana değil. Kiracı gider, ev sahipleri kalır. Biz burada ev sahibiyiz.
İstinaf mahkemesinin baskı altında olduğu biliniyor olmasına rağmen, arkadaşlarımız gittiğinde 'Bu hafta müzakere yok' dediler. Kararın bayramdan sonraya kaldığını söylediler. Sabah gidildiğinde 'Müzakere yok dedik ya' dediler. Sonra haber geldi. 'Erdoğan ikna edildi, mutlak butlan kararı sisteme yüklenecek' dendi. Bu sabah sorduğumuzda 'Müzakere yok, nasıl karar alacağız' diyen mahkeme başkanı, öğleden sonra sorduğumuzda 'Karar alındı, sisteme yüklenecek' demeye başladı. Gazeteci, televizyon kanalında 'Karar alındı, şöyle olacak' diyor… Kararların başka bir yerde yazıldığı, mahkeme heyetlerinin bu kararları temize çektikleri bir yere geldik. Saray yargısı böyle bir şey."