Hakkâri-Van karayolunun heyelan nedeniyle kapanması, bölgede yaşayan insanlar için artık şaşırtıcı bir gelişme değil. Yolda mahsur kalan araçlar, aksayan ticaret, geciken sağlık hizmetleri ve yaşanan mağduriyetler… Tüm bunlar çoğu zaman “doğal afet” olarak tanımlanıyor. Oysa gerçek çok daha net: Bu yaşananlar yalnızca doğanın değil, ihmallerin ve eksik planlamanın da sonucudur.
Çünkü bu coğrafya sürpriz yapmıyor.
Bilimsel veriler yıllardır aynı şeyi söylüyor: Hakkâri ve çevresi hem heyelan hem de deprem açısından yüksek risk taşıyan bir bölge. Aktif fay hatlarına yakın olan bu coğrafyada, zemin yapısı, eğimli arazi ve sert iklim koşulları doğal afet riskini sürekli canlı tutuyor. Özellikle ilkbaharda karların erimesi ve yoğun yağışlarla birlikte heyelan ihtimali artıyor.
Yani bugün yaşananlar beklenmedik değil, aksine öngörülebilir.
Sorulması gereken asıl soru şu:
Riskler bu kadar açıkken neden önlemler yetersiz kalıyor?
Zap Suyu havzası başta olmak üzere birçok noktada zemin yapısı hassas. Kar erimeleri ve yağışla birlikte toprağın yükü artıyor, zemin kaymaları başlıyor. Üstelik deprem riski de bu süreci tetikliyor. Çünkü deprem, zemini gevşeterek heyelan riskini daha da artırıyor.
Yani deprem ve heyelan birbirinden bağımsız değil; tam tersine birbirini besleyen iki ciddi tehdit.
Buna rağmen bölgede yapılan birçok altyapı çalışması günü kurtarmaya yönelik ilerliyor. Yol yapılıyor ama zemin sürekli izlenmiyor. Riskli alanlar biliniyor ama kalıcı çözümler gecikiyor. Alternatif güzergâhlar ise hâlâ planlama aşamasında kalıyor.
Sonuç olarak her yağış sonrası aynı manzara ortaya çıkıyor: kapanan yollar, mahsur kalan insanlar, büyüyen mağduriyet.
Burada açık konuşmak gerekiyor:
Eğer bir risk biliniyorsa ve buna rağmen yeterli önlem alınmıyorsa, bu artık doğal afet değil, yönetim sorunudur.
Modern afet yönetimi anlayışı bunu net olarak ortaya koyuyor. Riskli bölgelerde yapılan yollar sadece ulaşıma hizmet etmez; aynı zamanda doğaya karşı dirençli olmak zorundadır. Bunun için jeoloji, inşaat mühendisliği, hidroloji ve iklim verileri birlikte değerlendirilmelidir.
Bugün Hakkâri-Van yolunda yaşanan sorun tek başına bir heyelan meselesi değil. Bu, yıllardır biriken ihmallerin ve ertelenen önlemlerin sonucudur.
Çünkü doğa hata yapmaz.
Doğa kurallarına göre hareket eder; hata yapan insandır.
Eğer bu bölgede güvenli bir ulaşım hedefleniyorsa artık geçici çözümler değil, kalıcı adımlar atılmalıdır:
- Zemin hareketleri sürekli izlenmeli,
- Heyelan risk haritaları güncellenmeli,
- Alternatif yollar önceden planlanmalı,
- Yol projeleri yapıldıktan sonra da sürekli denetlenmelidir.
Afet yönetimi sadece kriz anında devreye giren bir sistem olmamalı; riskleri önceden gören ve önlem alan bir yapıya dönüşmelidir.
Her deprem bir uyarıdır.
Her heyelan ise o uyarının dikkate alınmadığını gösterir.
Bugün Hakkâri-Van yolunda yaşananlar bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:
Doğal afetler kaçınılmaz olabilir, ancak afetlerin felakete dönüşmesi çoğu zaman önlenebilir.
Eğer hâlâ yaşananları yalnızca “doğa olayı” diye açıklıyorsak, asıl sorunu görmezden geliyoruz demektir.
Ve o zaman aynı soruyu tekrar tekrar sormaya mahkûm oluruz:
“Bu neden yine oldu?”