Meral Danış Beştaş acil atılacak adımları sıraladı

Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifine dair HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, değerlendirmelerde bulundu.

Meclis Adalet Komisyonu'nda "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" başlığıyla görüşülen kanun teklifine dair siyasi partilerin değerlendirmeleri sürüyor. Siyasi partilerin değerlendirmelerin ardından söz alan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, kanun teklifine dair değerlendirmelerde bulundu.

Kanun teklifinin yasalaşmasının ardından Türkiye ve Ortadoğu'da halkların kalıcı bir barışa ermesi açısından tarihsel bir imkanın doğduğunu söyleyen Meral Danış Beştaş, "Biliyoruz ki; Kürtler daima istisna hukuk altında yaşadı. Bugün bu alanın son bulması için bir kapı aralanıyor. Bu anlamda 'Yüzyıllık ilk' iddiası retorik değil, tasnif edilebilir bir olgudur. Yüz yıldır bu meselede devletin elindeki araçlar 'inkâr, cezaevi ve şiddet' idi. İlk kez bir başka araç deneniyor, hukuk. 1925'ten bu yana devletin bu meseledeki yasama repertuvarı tedip, tenkil, iskân ve olağanüstü hâlden ibaretti. Bu metin, Cumhuriyet tarihinde ilk kez çatışmanın bitişini müzakere edilmiş bir çerçeveyle, kolektif ve onur kırıcı olmayan bir hukukla düzenliyor. Bir devletin bir meseleyi nasıl yönettiğini anlamak için o meseleye hangi dille hitap ettiğine bakmak gerekir" dedi.

'BUGÜNE KADAR 3 DİL KULLANILDI'

Türkiye'nin Kürt meselesine yüz yıl boyunca üç dille konuştuğuna dikkat çeken Meral Danış Beştaş, "İdarenin gizli diliyle, istisnanın olağanüstü diliyle ve ceza hukukunun bastırıcı diliyle. Bu üç dilin ortak özelliği, muhatabını özne olarak tanımamasıydı, mesele yönetilecek bir tehdit, ıslah edilecek bir bölge, tasfiye edilecek bir yapıydı. İşte bugün tam da böyle yeni bir tarihsel dönemeçteyiz. Bu kök yasa; birlikte kurduğumuz bu Meclis’te çıkarılan yasal metinlerde kurulan cümlelerde Kürtlerin sadece yüklem değil, özne de olmasının da önünü açacağına inanıyoruz. Çerçeve yasanın asıl politik anlamı, içeriğinden önce dilindedir: devlet ilk kez bu meseleye olağan yasamanın, yani müzakere edilebilir, gerekçelendirilmiş, itiraz edilebilir ve kamusal hukukun diliyle konuşmasıdır" diye belirtti.

'YAN YANA ATILAN İMZALAR BİR İLKTİR'

Kanun teklifinin önemine işaret eden Meral Danış Beştaş, devamla şunlara yer verdi: "Bir diğer önemli husus ise imzaladığımız bu belgenin kendisidir.. İlk imza sayfasında Dem Parti Eş Başkanları, Devlet Bahçeli ve Numan Kurtulmuş'un, Abdullah Güler’in yan yana imza atması bir ilktir. Cumhuriyetin kuruluş yılları, Kuvayı Milliye ruhuyla biçimlenmiştir. Halklar o günleri omuz omuza birlikte yaşamın gerçekleşeceği güne erme arzusu ile yaşamışlardı. 1919-1922 yılları arasında Kürt halkı, Türk halkı ve diğer tüm kadim halklar, omuz omuza bir varoluş mücadelesi vermiş, kapsayıcı bir ruhla hareket etmişlerdi. 1921 Anayasası, egemenliği millete verirken halkın kendi kaderini doğrudan yönetmesi ilkesini benimsiyor; vilayet ve nahiyelere geniş yerel yetkiler tanıyordu. Bu çoğulcu kuruluş imkânı, 1924 sonrasında merkezîleşme ve tek kimlikli yurttaşlık anlayışının güçlenmesiyle daraldı. Sonraki dönem, ortaklığın hukukundan çok isyan, bastırma, inkâr ve güvenlik siyaseti üzerinden şekillendi. Böylece Türk-Kürt ilişkisi, birlikte devlet kuran iki toplumsal gerçekliğin ilişkisinden çıkarılıp devlet ile 'sorun' arasındaki ilişkiye indirgendi. Tekçi anlayış, Türkçe merkezli bir dil rejimi ve merkezileşmiş bürokrasi; Kürt varlığını, dilini ve kültürünü adeta bir "tehdit" ve "güvenlik sorunu" olarak kodladı. Daha doğrusu Kürt olmak, Kürt doğmak 'illegal' sayıldı.

CEZA REJİMLERİ KALICILAŞTI

İşte bu yolun sonunda; yasalar da varlığı inkara hizmet etmiş oldu. 'Kürt hariç' yasaları bu tanımla ortaya çıkmıştır.  Bu anlayışla; olağanüstü yargılama ve cezlandırma rejimeleri kalıcılaştı. Bu yasalardan sadece birkaç örnek vereceğim; 'Hıyaneti Vataniye Kanunu, İstiklal Mahkemeleri, Umumi Müfettişlikler, Özel Yargı Düzenlemeleri, 12 Eylül sonrası DGM’ler ve özel yetkili mahkemeler.. Takrir-i Sükun, Şark Islahat Planı.  Kürt toplumunun varlığını inkara dönük bu yasal düzenlemeler ve nefret toplumunun inşaası bizleri 90’lı yıllardaki faili meçhuller ve köy boşaltmalarla geçen karanlık dönemlere götürdü. 100 yılın ardında Cumhuriyet ile aralanan demokrasi, adalet ve hukuk kapısından hep birlikte geçemedik. Dışarıda kimler kaldı? Kürtler kaldı, ötekileştirilen halklar ve inançlar kaldı. Her dönemeçte bu kapıyı ezilen halklar, inançlar sosyalistler, devrimciler, kadınlar, işçiler mücadeleleri ile aşındırdılar.

HUKUK KAPISINDAN İÇERİ GİRMENİN SIRASIDIR

Hepimiz tecrübe ettik ki; güvenlikçi ve tekçi zihniyet terk edilmedikçe, Terörle Mücadele Kanunu ve özel ceza rejimleri gibi anti-hukuk mekanizmaları kaldırılmadıkça toplumsal barışı kalıcı kılmak mümkün değildir. Şüphesiz görüştüğümüz 12 maddelik kök yasa da tek başına tüm bu yüz yıllık tarihsel ve hukuki yükü kaldırmaya yetmez. Ancak bu kök yasanın, kök salması, o köklerden yeni filizler çıkması, o filizlerin fidana dönmesi, dallanıp budaklanması, yeni yasal düzenlemelerle desteklenmesi sayesinde gerçek bir kardeşlik ve adalet hukukunu örmek mümkün olacaktır. 1920 ruhunun tamamına ermesi için görüştüğümüz yasa ile başlangıç yapılması son derece önemlidir. İşte şimdi sıra bizlerin; yani dışarıda bırakılan tüm kesimlerin bu hukuk kapısından içeri girmesinin sırasıdır. Parlamentoda çoğunluğun değil, çoğulculuğun egemenliğini sağlamak zorundayız.

YANGIN SAYIN ÖCALAN'IN ÇAĞRISIYLA SÖNDÜ

Halkları ezen koca bir yangın Sayın Öcalanın çağrısı ile sönmüş; artık yeni yaşamın kurulması  ve demokratik cumhuriyetin parlamentosunun  halklara hizmet için canla başla çalışacağı günler için çabalamanın vakti gelmiştir. Öyle bir eşikteyiz ki; Negatif barıştan pozitif barışa geçme imkânı doğmuş durumda. Kürtler buna hazır.  Ama negatif barışın hukuksuz kaldığı her örnekte çözülme geri gelmiş, hukukla mühürlendiği örneklerde ise  kırılgan başlangıçlar kalıcı düzenlere evrilmiştir. ‘Yüzyıllık ilk’ olan şey bir maddenin içeriği değil, bir eşiğin geçilmesidir: mesele istisnadan yasamaya, düşmanlıktan muhataplığa, lütuftan norma taşınmıştır. Bu eşiğin gerisine düşmek artık herkes için maliyetlidir

ACİLEN ATILMASI GEREKEN ADIMLAR

İşte bu sebeple; acilen atılması gereken somut adımlar vardır:

* Demokratikleşme için öncelikle güvenlikçi hukuk anlayışından vazgeçilmeli, yüzümüzü hakikate dönmeli ve geçmişle yüzleşmenin yolu açılmalıdır.

* Bu kapsamda TMK kaldırılarak ceza mevzuatı uluslararası insan hakları standartlarına uygun biçimde yeniden düzenlenmeli;

* İnfazda eşitlik ve adalet  sağlanmalı, tecrit ve keyfi tahliye engelleri son bulmalıdır.

* Kayyım uygulaması kaldırılarak seçmen iradesi güvence altına alınmalı;

* Ana dilinde eğitim ve çok dilli kamu hizmeti hayata geçirilmeli, anadil yasakları tamamen kaldırılmalı

* İnanç özgürlüğünü güçlendiren ve ayrımcılığı ortadan kaldıran yasal reformlar gerçekleştirilmelidir.

* Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmalıdır.

DEMOKRATİK CUMHURİYETİN PARLAMENTOSU

Demokratik Cumhuriyetin parlamentosu da ancak halkların gerçek iradesine hizmet ettiği müddetçe meşruiyetini koruyabilir. Hiçbir yurttaşın kimliğinden, dilinden yahut düşüncesinden ötürü 'suçlu' ilan edilmediği aydınlık bir geleceği inşa etmek bizim elimizdedir. Elimizi güçlendirmenin yolu ise ülkenin tüm demokratik kesimlerinin bir arada durmasından, demokratik cumhuriyetin temel taşlarının birlikte örülerek demokratik toplumun inşaasından geçer.  Yüz yıllık bir ezberden kurtulmuş olmanın yaratacağı muazzam etkiyi düşünün. Artık bu cumhuriyetin kapısı herkese açık; her düşünceye, her inanca, bu toprakların kuruluş mayasını birlikte karanlara. Dayanışma ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendireceğine inandığımız bu yasanın eksikliklerine rağmen  tüm coğrafyaya kalıcı barış, adalet ve demokrasiyi getireceğine olan duygu ve inancımla hepinizi selamlıyorum."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Gündem Haberleri

1'i ağır 6 kişi yaralandı
Evin Yaşam Ritmini Korumak: Beyaz Eşya Arızalarında Dürüst ve İnsan Odaklı Destek
15 aylık bebeğiyle tutuklandı
lk Kez Köpek Sahiplenecekler İçin Toy Poodle mı, Pomeranian Boo mu?
Şimdi hep birlikte barışın koşullarını olgunlaştırma zamanı