Yirmi birinci Yüzyılın Türkiye’sinde, haritaya bakıldığında sınırın bekçisi, coğrafyanın kalesi olarak görülen bir şehir, bugün kendi kaderine terk edilmişliğin, yılların vermiş olduğu ihmalin en ağır bedelini ödüyor. Hakkari, sadece heyelanların altında kalan bir yolun değil; ihmalkarlığın, boş vermişliğin ve adeta sessiz bir tecridin pençesinde can çekişiyor.
Bir Şehir Nasıl "Yok" Sayılır?
Hakkari on altı gündür dünyadan kopuk. Komşuda İran’da savaş var ama Hakkari kadar çaresiz değil. Hakkari’de ise lojistik bir enkaz. Market rafları boş, ilaç sevkiyatı durmuş, gıda stokları tükeniyor. Şehrin hayat damarı olan Van-Hakkari yolu kapandığında, bu kadim şehir adeta bir "açık hava hapishanesine" dönüşüyor. Taşıma suyla değirmen döndüren Hakkari’de artık su da bitti, sabır da.
Eğitim durdu, Yeni yönetimle yeniden umutların yeşerdiği Hakkari Üniversitesi online eğitime mahkûm edildi. Kronik hastalar ambulansların içinde çaresizce yolun açılmasını bekliyor; spor takımları çamurlu yollarda kilometrelerce yürüyerek müsabakalara yetişmeye çalışıyor. En mutlu gününde düğün yapacak olan halk, yol kenarlarında saatlerce perişan halde. Bu tablo bir "afet" tablosu değil; bu tablo, yılların getirdiği bir ötekileştirme vesikasıdır.
Berçelan Yolu: Bir Çözüm Mü, Bir Tabu Mu?
Hakkari halkı 15 yıldır aynı şeyi söylüyor: Berçelan Yolu. Hem mesafe olarak daha kısa hem de teknik olarak tek bir tünelle çözülebilecek kadar rasyonel bir alternatif. Ancak ne hikmetse, Ankara’da yapılan görüşmelerde bu yol masaya bile yatırılmıyor. Hakkari’yi Van’a göbekten bağlayan, her yağmurda çöken, her kışta çığ tehlikesi yaratan 1950 model yola mahkûm etmek hangi vicdana sığar?
Daha da vahimi, Berçelan Yolu’nu dile getirenlerin, nereden talimat aldığı belli olmayan trollerin saldırısına uğramasıdır. Şehri kendi çöplüğü sanan, halka "benim çöplüğümde horoz gibi ötmeyin" edasıyla tepeden bakan anlayış bilsin ki; Hakkari halkı imtiyaz değil, en temel insani hakkı olan ulaşım hakkını talep ediyor.
Bir heyelan bütün şehri bu kadar çaresiz hale getirdiyse, ya bir deprem olsa ne olur. Hatay depreminde günlerce canlı çıkaran biri olarak söylüyorum, şehrin her yerinden girişler olmasına rağmen insanlar saatlerce günlerce bölgeye ulaşamadılar.
Hakkari’ye aylarca kimse ulaşamaz.
Son günlerde uzmanların art arda yaptıkları açıklamalarda yakın zamanda Hakkari de yedinin üzerinde deprem beklenmektedir. Böylesi bir durumda Hakkari’ye 60 km kala Karasu dan itibaren bütün yollar bozulur, dağlar iner, heyelanlar olur ve şehrin tek girişi olan Hakkari Van yolu tamamen kapanır.
Alternatif Yollar.
Hakkari’yi Van’a bağlayacak en kolay ve kısa yol Berçelan yaylası güzergahıdır. İvedilikle açılmalıdır. Hakkari Geçitli üzerinden Tüzek bölgesi yolu önemlidir ve sürekli açık tutulmalıdır. Hakkari Şırnak Yolu şehirlerarası standartlara getirilmeli ve sadece acil durumlar değil kentin sosyoekonomik güzergahı haline getirilmelidir.
Zap’ın Üzerindeki Köprüler ve Eskimeyen Sorunlar
Zap Vadisi’nde 1960’lardan kalan köprüler yenilenirken bile neden hala o eski, dar ve ilkel yapı korunuyor? Duble yollarla örülen ülkede Hakkari neden 70 yıl öncesinin standartlarına mahkûm ediliyor? Yüksekova’dan merkeze gelmek isteyen bir vatandaş, 80 kilometrelik yolu yerine, Van, Bitlis, Siirt, Şırnak üzerinden 10 saatte gelmek zorundaysa, burada bir yönetim zafiyeti değil, bilinçli bir duyarsızlık vardır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Hakkari turizm şehri ilan edildi. Ulaşımın olmadığı bir şehirde turizm nasıl gelişecek?
Halk devlet ağzını ciddiye alır ve inanır.
Bu tür durumlarda halk devletten gelen açıklamaları bekler. Devletin vereceği talimatları uygular. Bu bağlamda Sayın il Valimiz İbrahim TAŞYAPAN’nın açıklamaları çok kıymetli ve bağlayıcıdır. Siyasilerin tehditkar ve üstenci açıklamaları halk arasında bir karşılık bulmaz. Bilakis durumun vahamiyetinden vazife çıkardıkları için tepki verir.
Seçim Zamanı Hangi Yüzle?
Havaalanı kapalı, yollar kapalı, umutlar heyelan altında...
Şimdi sormak lazım: Bugün halkın sesini duymayan siyasiler, yarın seçim zamanı geldiğinde bu şehre hangi yoldan gelecekler? Elbette o zaman bütün imkanlar seferber edilecek, yollar "sihirli bir değnekle" açılacak. Çünkü onların koltuk geleceği, Hakkari’nin çocuklarının geleceğinden daha kıymetli!
Hakkari yavaş yavaş Türkiye’den, sosyal yaşamdan ve adaletten uzaklaşıyor. Bu şehir bir cezalandırma kampı değildir. Hakkari’nin şah damarını kesenler, bir şehrin sadece yolunu değil, yaşama sevincini de yok ettiklerini görmelidir.
Hakkari artık hayal kırıklığının başkenti olmak istemiyor. Hakkari, sadece haritada değil, vicdanlarda da yer almak istiyor!
Hacı-TANSU--hacitansu@gmail.com