KESK tarafından yapılan açıklamada, 2025 yılının emeğiyle geçinen milyonlar açısından adeta bir “kâbus yılı”na dönüştüğü ifade edilerek, maaşların her geçen ay eridiği, hayat pahalılığının ise katlanarak arttığı vurgulandı. Açıklamada, yıllardır sürdürülen ekonomik politikaların yaklaşık 4 milyon kamu emekçisi ile 2,5 milyon kamu emeklisini sefalete sürüklediği kaydedildi.
TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyon oranlarının halkın çarşıda ve pazarda yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığı savunulan açıklamada, maaş artışlarının bu “gerçeklikten uzak” veriler esas alınarak belirlendiği ifade edildi. Bu durumun, milyonlarca emekçinin alım gücünü hızla düşürdüğü belirtilerek, TÜİK’in 2025 yılı yıllık enflasyonu yüzde 30,89 olarak açıklamasına karşın, bağımsız iktisatçılardan oluşan ENAG’ın aynı döneme ilişkin enflasyonu yüzde 56,14 olarak hesapladığı hatırlatıldı.
KESK, açıklamasında “TÜİK’in enflasyonu mu gerçek, yoksa halkın yaşadığı hayat pahalılığı mı?” sorusunu yöneltti. Asgari ücret artışının dahi resmi enflasyonun altında kaldığına dikkat çekilen açıklamada, emeklilerin ve kamu emekçilerinin maaş artışlarının; kira, ulaşım, sağlık ve vergilerdeki yüksek oranlı zamlar karşısında yetersiz olduğu vurgulandı. Yapılan zamların, maaş artışlarını kısa sürede etkisiz hale getirdiği belirtildi.
2026 yılı bütçesine de değinilen açıklamada, kamu kaynaklarının emekçiler yerine faiz ödemeleri, teşvikler, silahlanma harcamaları ve yandaş projelere aktarıldığı savunuldu. Bu tablonun bedelinin ise dolaylı ve dolaysız vergiler yoluyla halka yüklendiği ifade edildi.
Açıklamanın sonunda KESK, tüm kamu emekçilerini ve toplumun emekçi kesimlerini; insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli iş, demokratik bir çalışma hayatı ve grev hakkını içeren gerçek bir toplu pazarlık sistemi için birlikte mücadele etmeye çağırdı. “Bu sefalet düzenine alışmadık, alışmayacağız” denilen açıklamada, yoksulluğa ve adaletsizliğe karşı ortak mücadelenin zorunlu olduğu vurgulandı.