Özer, merkez üsleri Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan 7,8 ve 7,5 büyüklüğündeki depremlerde on binlerce yurttaşın yaşamını yitirdiğini, yüz binlercesinin yaralandığını ve milyonlarca insanın hayatının kökten değiştiğini hatırlattı. Depremlerde yaşamını yitirenleri saygıyla andıklarını belirten Özer, bu yıkımın sorumlularından hesap sorulması gerektiğini vurguladı.
Depremlerde hayatını kaybeden yurttaş sayısının hiçbir zaman eksiksiz ve şeffaf şekilde açıklanmadığını ifade eden Özer, AFAD’ın resmi verilerine göre 53 bin 537 kişinin yaşamını yitirdiğini, 107 bin 213 kişinin yaralandığını belirtti. Afet sonrası 2 milyondan fazla kişinin barınma sorunu yaşadığını, en az 5 milyon kişinin göç etmek zorunda kaldığını aktaran Özer, Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre 658 bin kişinin geçim kaynaklarını kaybettiğini söyledi. Bu rakamların gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü yansıttığını ifade eden Özer, KESK ve bağlı sendikaların deprem bölgesinde aylarca sürdürdüğü Kriz Koordinasyon Merkezleri çalışmalarında durumun çok daha ağır olduğunun görüldüğünü dile getirdi.
Depremin doğal bir olgu olduğunu ancak yıkımın siyasal tercihlerden kaynaklandığını savunan Özer, Türkiye nüfusunun yüzde 75,8’inin aktif fay hatları üzerinde yaşamasına rağmen kent merkezlerinin değiştirilmediğini ve depreme dayanıksız yapıların aynı alanlarda yeniden inşa edildiğini belirtti. Bu yaklaşımın benzer acıların tekrar yaşanmasına zemin hazırladığını söyledi.
Her büyük depremden sonra aynı senaryonun tekrarlandığını dile getiren Özer, felaketlerin “kader” ve “fıtrat” söylemleriyle geçiştirildiğini, gerçek sorumluların korunarak suçun birkaç müteahhide yıkıldığını ifade etti. İmar aflarıyla çürük yapıların yasallaştırıldığını ve kamu eliyle ölümlerin yeniden üretildiğini savundu.
Özer, son 21 yılda deprem vergisi adı altında toplanan yaklaşık 40 milyar doların nerelere harcandığının hâlâ açıklanmadığını belirterek, bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınmadığını ve rant odaklı kentleşmenin teşvik edildiğini sözlerine ekledi.