İHD Hakkari Şubesi’nin düzenlediği 245. hafta eylemine Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Doğu Anadolu Bölge Dayanışma Ağı, kayıp yakınları ve Zımangeh üyeleri katıldı.
Basın açıklamasını İHD Hakkari Şube Eş Başkanı Ozan Akbaş okudu. Açıklamada ayrıca, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da öldürülen gazeteci ve yazar Musa Anter, katledilişinin 34. yılında anıldı.
“Musa Anter davası zaman aşımına uğratıldı”
İHD açıklamasında, Musa Anter’in Kürt meselesinin barışçıl çözümünü savunduğu, yazıları nedeniyle çeşitli dönemlerde baskı ve cezaevi süreçleriyle karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Anter’in öldürülmesine ilişkin davanın yıllarca sürdüğü ve daha sonra zaman aşımına uğradığı ifade edilen açıklamada, eski JİTEM mensubu olduğunu belirten Abdulkadir Aygan’ın Anter cinayetine ilişkin açıklamalarına da dikkat çekildi.
İHD, Musa Anter dosyasının “cezasızlık politikasının” örneklerinden biri olduğunu savunarak, Anter’i katledilişinin 34. yılında saygı ve özlemle andı.
Sait Akın’ın dosyasının aydınlatılması istendi
Açıklamanın devamında ise 25 Eylül 1995 tarihinde Yüksekova’nın Karlı köyünde yaşandığı belirtilen olaylara yer verildi.
İHD’nin açıklamasına göre, köye düzenlenen askeri operasyon sırasında köylüler bir araya toplandı ve bazı köylüler işkence gördü. Açıklamada, askerlerin köylülerden bölgede bulunduğu iddia edilen bir sığınağın yerini göstermelerini istediği ve bazı kişilerin operasyon bölgesine götürüldüğü öne sürüldü.
İHD, Sait Akın’ın da zorla operasyon bölgesine götürüldüğünü, burada yapılan kazı sırasında bölgenin bombalandığını ve Akın’ın yaşamını yitirdiğini iddia etti.
Açıklamada, Akın’ın cenazesinin daha sonra Yüksekova Devlet Hastanesi önüne bırakıldığı ve İHD üyesi Vahap Canan tarafından teslim alındığı belirtildi.
Olay sırasında 9 köylünün de gözaltına alındığını aktaran İHD, köylülerin 11 gün sonra adliyeye sevk edilmeden serbest bırakıldığını ve gözaltı sürecinde işkence gördüklerini ileri sürdü.
İHD açıklamasında, Sait Akın’ın ailesinin olayın aydınlatılması amacıyla Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğu, ancak ailenin çeşitli tehditlerle karşı karşıya kaldığı iddia edildi.
“Sait Akın ve kayıplar için adalet tesis edilsin”
İHD Hakkari Şubesi, açıklamasında Sait Akın’ın yanı sıra akıbeti aydınlatılmamış diğer kayıpların da bulunmasını istedi.
Açıklamada, “Sait Akın ve akıbeti faili meçhul bırakılan yurttaşlarımız için adalet tesis edilsin” çağrısı yapılırken, kayıpların akıbetleri ortaya çıkarılıncaya kadar mücadeleye devam edileceği belirtildi.
“Toplumsal barışın koşullarından biri kayıpların akıbetinin açıklanması”
Açıklamanın ardından TİHV Doğu Anadolu Bölge Dayanışma Ağı adına Dr. Hüseyin Yaviç söz aldı.
Yaviç, gözaltında kayıpların özellikle insan hakları ihlallerinin yoğun yaşandığı dönemlerde ortaya çıkan ve halen çözüme kavuşturulmamış bir sorun olduğunu söyledi.
Kendisinin de 1995 yılında gözaltında kaybedildiğini belirttiği Rıdvan Karakoç’un yakını olduğunu ifade eden Yaviç, kayıp yakınlarının yıllardır yakınlarının akıbetinin açıklanması ve faillerin yargılanması talebiyle mücadele ettiğini dile getirdi.
Yaviç, gözaltında kaybetmelerin insanlığa karşı suç niteliğinde olduğunu belirterek, kayıpların akıbetlerinin ortaya çıkarılmasının ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasının toplumsal barış açısından önemli olduğunu söyledi.
Açıklama 1 dakikalık oturma eylemi ile sona erdi.