Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 23 Nisan Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruluşu yıl dönümü kapsamında Meclis Genel Kurulu'nda değerlendirmelerde bulundu. Çocuklara bayram olarak atfedilen 23 Nisan gününde çocukların yaslarını tuttuklarını belirten Bakırhan, “Bu meselede polemik değil, ortak akıl devreye girmeli, Meclis olarak sorumluluk almalıyız ve gereğini yerine getirmeliyiz” dedi.
Bakırhan, 20’nci yüzyılın başında cumhuriyet fikrinin bir devrim niteliği taşıdığını belirterek, farklı halkların kurtuluş mücadelesinde omuz omuza vererek mücadele ettiğini söyledi. Bakırhan, “Farklı kimlikler olarak ortak bir zafer kazandık. Ancak kurtuluşun çoğulcu ruhu, kuruluş sürecinde görmezden gelindi. Oysa o gün başka bir seçenek de vardı: çoğulcu, demokratik ve herkesin kendisi olarak var olabileceği bir Cumhuriyet mümkün olabilirdi. Bu imkân heba edildi” ifadelerini kullandı.
'CUMHURİYETİN DEMOKRATİK NEFESİ OLMAK İSTİYORUZ'
Bakırhan konuşmasının devamında şunları söyledi: "Cumhuriyet tarihte donmuş bir rejim değildir. Cumhuriyet; çağın sesini duyan, halkın taleplerini karşılayan, kendini yenileyen bir rejimdir. Her kuşağın yeniden güncellemek zorunda olduğu ortak bir mirastır. Biz de burada, bu çatı altında, Cumhuriyetin çoğulcu ve demokratik nefesi olmak istiyoruz. Bu Meclis, 100 yıl önce Cumhuriyet fikrini esas alarak kurtuluş iradesiyle kuruldu. Bugün ise barış iradesi etrafında yeniden anlam kazanıyor. Takvimler 2026'yı gösteriyor; ama bu kürsünün omuzlarındaki tarihsel ağırlık 1920'lerin ağırlığıdır. 1920’lerde dünya alt üst olurken bu topraklar kurtuluşu çoğulcu bir Meclis’te, ortak akılda buldu. Farklı sesler bir arada konuştu ve bu ülke ayağa kalktı.
'BİZ BİR KERE DAHA BİRLİKTE GÜÇLENMEKTEN YANAYIZ'
Biz bir kez daha birlikte güçlenmekten yanayız. Farklılıkların birbirini ezmediği, birbirini tanıdığı bir zeminde buluşalım diyoruz. O gün varoluş silahla savunuldu. Bugün demokratik bir yeniden varoluşu, müzakereyle, hukukla, cesaretle savunuyoruz. Bir yılı aşkın süren Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde Cumhuriyet tarihinde ilk kez siyasi partiler ortak bir sorumlulukla hareket etmiştir. Barış ilk kez bu düzeyde Meclis'in gündemi olmuştur. Bu çatı, ilk kez barışın öznesi olma onuruna namzet olmuştur. Bu gelişmeler, kıymetli ve tarihi gelişmelerdir. Bu ilkleri görmezden gelmek, tarihi görmezden gelmektir. İkinci yüzyılda bir ilki daha gerçekleştirmek ellerimizde. Demokratik bütünleşmeyle tamamlanmış Cumhuriyet, 86 milyonun en hayati ihtiyacını karşılayacaktır. Cumhuriyet'i kuranlar bir devlet inşa etti. Bize düşen ise, o devleti herkesin eşit ve özgür yaşayabileceği bir yaşam adası hâline getirmektir. Statükonun korkusuna değil, inşacı aklın cesaretine ihtiyacımız var. Tarihimiz bu cesur deneyimlerle doludur. Demokratik Cumhuriyet ne devleti dışlar ne demokrasiyi dışarıda bırakır. Devlet artı demokrasi formülünün çatısıdır.
'YAŞAMI ORTAK DEĞERLERLE İNŞA EDEBİLİRİZ'
Dünyaya bakalım; Küresel düzen çatırdıyor, Ortadoğu ateşler içinde. Savaşın doğası değişti, çatışmalar artık yalnızca cephelerde değil; ekonomilerde, enerjinin geçtiği dolaşım hatlarında, enformasyon alanlarında yürüyor. Böylesi bir dönemde iç barış bir tercih değil, tarihsel zorunluluktur. Bugün Türkiye'nin en büyük gücü, Türklerin ve Kürtlerin ortak mukadderatıdır. Tarih, Türkler ve Kürtlerin ortak coğrafya ve kaderde birlikte yaşamasını zaruri kıldı. Şimdi birlikte yaşamı siyasi rekabetlerle değil, uzlaşma alanlarıyla; ayrımlarla değil ortak değerlerle inşa edebiliriz. Bu ortaklıklar zayıflarsa devlet de zayıflar. Bu ortaklıklar güçlenirse Türkiye güçlenir ve 86 milyon kazanır.
'BARIŞ TEK TARAFLI YÜRÜMEZ'
PKK'nin silah bırakma kararı Türkiye’nin en büyük gelişmesidir. İsyan ve bastırma ile anılan topraklarımızda, silahlı bir yapının kendi iradesiyle silah bırakması nadir bir olgunluktur. Demokratik siyasete inancın sonucudur. Bu kararı küçümseyen, barışı küçümser. Ancak barış tek taraflı yürünmez. Barış, karşılıklı adımlarla döşenen bir merdivendir. Her basamak bir öncekinin üzerine kurulur. Şüphesiz, devletin, siyasetin, toplumun ve örgütün atacağı adımlar vardır. Hiçbirimiz bu sorumluluğun dışında değiliz. Farkındayız, hiçbir büyük barış bir günde kurulmadı; ama hiçbir kalıcı barış da karşılıklı irade olmadan sağlanamadı. Bu dönemde tıkayan değil, yol açan bir iradeye ihtiyacımız var. Şüpheye değil güvene ihtiyacımız var.
'KÜRTLERİN HUKUKUN İÇİNDE OLMASI GEREKİR'
Tarihimiz birlikte yaşamanın büyük anlarıyla doludur. 23 Nisan bizim, 29 Ekim bizim. Peki bizim olanı bizden almaya azmeden 4 Mart kimin? Biz bu vatanı birlikte kurduk, birlikte koruduk. 1071'den bugüne, ara ara güncelleyerek sürdürdüğümüz bir akdimiz var. 1920'de bu akdi Meclis’te bir kez daha tazelemeye çalıştık. Ama o akit, 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükunla ağır şekilde zedelendi. Üzerinden yüz yıl geçti. Şimdi zedelenen akiti onarma zamanıdır.
'SAYIN ÖCALAN ÇÖZÜMÜN KAPISINI AÇTI'
Birlikte büyüyenler olarak birlikte kalmaktan yanayız. Şimdi birlikte barış inşa etmenin zamanıdır. Şimdi kardeşliği eşitlik hukuku etrafında örme zamanıdır. Bu, bizim kuşağımıza tarihin yüklediği yüktür. Bu yükten kaçanlar, çocuklarının yüzüne bakamaz. Bu Meclis ikinci yüzyılda barışın Meclis'i olma potansiyeline sahiptir. Barışa hiç bu kadar yakın olmamıştık. Tarih, savaşa tevessül edenleri değil, barışı kuranları yazar. Meclis’in huzurunda Sayın Cumhurbaşkanına da seslenmek istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde ortaya koyduğunuz çözüm iradesine büyük kıymet biçiyoruz. Sayın Bahçeli tarihî bir cesaretle Türkiye'nin önünü açtı. Sayın Öcalan, 27 Şubat’ta yaptığı çağrıyla çözümün kapısını sonuna kadar açma iradesi gösterdi. Sayın Özgür Özel, Sayın Babacan, Sayın Arıkan, sayın Davutoğlu başta olmak üzere muhalefet liderleri ve siyasi aktörler barış sürecinin yanında yer aldılar.
'BARIŞ ONA VURULACAK MÜHRÜ BEKLİYOR'
Sayın Cumhurbaşkanı, Barış şimdi ona vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir. Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Anaların barış duası sizinledir. Millet hazırdır. Türkiye hazırdır. Tarih hazırdır. Şimdi barışın tam zamanıdır! Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri, bu Meclis, barışı kuran Meclis olsun. Bu onur nişanesiyle hatırlansın. Bu kuşak, çocuklarına savaşı değil, barışı miras bıraksın. 23 Nisan, yalnızca bir kuruluşun değil, bir yeniden doğuşun da bayramı olsun. 23 Nisan’ı kutluyor ve hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum."