Netanyahu’dan İran anlaşması için 3 şart!
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelere ilişkin açıklamada bulundu.
Kudüs’te düzenlenen Büyük Amerikan Yahudi Kuruluşları Başkanları Konferansı’nda konuşan Netanyahu, İsrail’in “kırmızı çizgilerini” kamuoyuyla paylaştı. Netanyahu, İran’ın uranyum zenginleştirme yeteneğinin tamamen ortadan kaldırılmasının anlaşmanın temel şartı olduğunu vurguladı.
İsrail’in Üç Temel Şartı
Netanyahu, İsrail tarafından kabul edilebilir bir anlaşmanın şu unsurları içermesi gerektiğini belirtti:
İran’daki tüm zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması,
Zenginleştirme kapasitesinin tamamen sıfırlanması ve bu kapsamda tüm santrifüj ile altyapının sökülmesi,
İran’ın balistik füze programının anlaşma kapsamına alınarak sonlandırılması.
Netanyahu, bu şartları ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede de dile getirdiğini ifade etti.
“Denetimler Sembolik Olmamalı”
İran’daki nükleer tesislere yönelik denetimlerin etkili ve kapsamlı olması gerektiğini belirten Netanyahu, önceden haber verilerek yapılan denetimlerin yeterli olmayacağını savundu. Netanyahu, gerçek ve bağlayıcı bir denetim mekanizmasının hayati öneme sahip olduğunu söyledi.
Uluslararası kamuoyunda ise İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 400 kilogramdan fazla uranyum stokuna ilişkin endişeler sürüyor. Bu stokların en son Haziran 2025’te denetçiler tarafından kayda geçirildiği belirtiliyor.
Müzakereler ve Bölgesel Gerilim
Tahran ile Washington arasındaki müzakereler, geçtiğimiz yıl İsrail’in İran’daki bazı hedeflere yönelik hava saldırılarının ardından askıya alınmış, 6 Şubat’ta Umman’ın başkenti Maskat’ta yeniden başlamıştı.
Müzakerelerin devam ettiği süreçte, ABD’nin İran’a yönelik askeri seçenekleri masada tuttuğu ve bölgeye ikinci bir uçak gemisi filosu gönderdiği bildiriliyor. Amerikan basınında yer alan iddialara göre, Trump yönetiminin, anlaşma sağlanamaması durumunda İsrail’in İran’daki balistik füze altyapısına yönelik olası bir askeri operasyonuna destek verebileceği öne sürüldü.
Gelişmeler, Orta Doğu’da tansiyonun yeniden yükselmesine neden olurken, gözler Washington ile Tahran arasındaki müzakere sürecine çevrildi.
