Bakan Tekin'den Başkan Şakar'a ziyaret
Hakkari'deki programları kapsamında Şemdinli'ye giden Bakan Tekin, Şemdinli Belediyesini ziyaret etti.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bir ülkede insanların temel hak ve hürriyetleriyle ilgili endişeleri varsa yani can güvenlikleri, kendilerini etnik ya da dini olarak tanımlama özgürlükleri, yaşama hürriyetleri, dini inanç ve ibadet hürriyetleri gibi konular yoksa bu konuştuğumuz şeylerden toplumsal bir memnuniyet üretme ihtimalimiz zayıftır." dedi.
Hakkari'deki programları kapsamında Şemdinli ilçesine giden Bakan Tekin, Cumhuriyet İlkokulu ve Ortaokulu ile Korgan köyü Üzümkıran mezrasındaki okulu ziyaret etti.
Süper Lig Puan
Sınıfları dolaşarak öğrencilerle sohbet eden Tekin, öğretmenlerle de bir araya gelerek taleplerini dinledi, çalışmaları hakkında bilgiler aldı.
Daha sonra Şemdinli Belediyesine geçerek Belediye Başkanı Fahri Şakar'dan ilçedeki çalışmalar hakkında bilgi alan Tekin, AK Parti İlçe Başkanlığını ziyaret etti.
Tekin, burada yaptığı açıklamada, dünden bu yana Hakkari'deki problemleri dinlediklerini, yapılacaklarla ilgili kararlar aldıklarını ve "Terörsüz Türkiye" süreci ile ilgili vatandaşlarla bir araya geldiklerini söyledi.
Hakkari genelinde AK Parti iktidarı öncesiyle sonrası arasında ciddi farkların olduğunu ifade eden Tekin, kentte derslik ve öğretmen sayısını neredeyse 3 kat artırdıklarını vurguladı.
Hakkari’de kırtasiye alışverişinde “tekelleşme” tepkisi
- "Türkiye, OECD ortalamasının üstüne çıktı"
Kentte eğitim konusunda çok önemli yatırımların yapıldığını belirten Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatından hareketle 22-23 yıllık süreçte çok yoğun çaba sarf ettiklerini dile getirdi.
Türkiye'de yapılan yatırımların muhalefet tarafından takdir görmediğini anlatan Tekin, "Bu çabaların neticesinde de iç politikada muhalefet, yapılan hiçbir şeyi takdir etmesini bilmedikleri için, yapılan hiçbir şeyle ilgili olarak 'Allah razı olsun şunu yaptınız ama şu da eksik şunu da yapalım.' demeyi bilmedikleri için bizim içeride söylediğimiz şeyler onlar tarafından dinlenmiyor. OECD 2025 eğitime bakış raporunu yayımladı. OECD'nin raporunda Türkiye, derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı gibi uluslararası göstergeler açısından OECD ortalamasının üstüne çıktı." şeklinde konuştu.
Türkiye'de yapılan yatırımların başka bir ülkede yapılması halinde bunun "eğitim devrimi" olarak gösterileceğini ifade eden Tekin, "Dünyanın başka bir ülkesinde, bir ülke 20 yılda daha önceki 70-80 yılda yapılanın iki katı üç katı kadar derslik yapmış, öğretmen ataması yapmış diye okusak, o adı geçen ülkeyle ilgili 'eğitim devrimi' diye örnek olay olarak üniversitelerde okutulur ama bizim yaptığımız şeyler, biz yaptığımız için maalesef bu anlamda dikkate alınmıyor. Biz kimin ne dediğine bakmadan bu ülkenin geleceği için çaba sarf etmeye devam edeceğiz." açıklamalarında bulundu.
- "Ülkenin eşit vatandaşları olduğumuza dair algıyı güçlendirmemiz gerekiyor"
Hakkari'de devam eden yatırımlarla ve ihale sürecinde olan işlerle ilgili gerekli incelemeleri yaptıklarını anlatan Tekin, 2027 yatırım programında dikkate alınması gereken yeni okul ve dersliklerle ilgili durumları da değerlendirdiklerini ifade etti.
Süper Lig Puan
Öğrencinin, okulun, eğitim kalitesinin başarılı olmasının ana koşulunun ülkede demokrasinin, insan haklarının ve hukuk devletinin güçlenmesi olduğunu vurgulayan Tekin, şöyle konuştu:
"Bir ülkede insanların temel hak ve hürriyetleriyle ilgili endişeleri varsa yani can güvenlikleri, kendilerini etnik ya da dini olarak tanımlama özgürlükleri, yaşama hürriyetleri, dini inanç ve ibadet hürriyetleri gibi konular yoksa bu konuştuğumuz şeylerden toplumsal bir memnuniyet üretme ihtimalimiz zayıftır. Ne kadar çok yatırım yaparsanız yapın insanlar eğer atalarının, dedelerinin köyünden, toprağından zorla sürülüp başka yerlere gönderiliyorsa eğer o köyde okul yapmış olmanın kimseye bir faydası yok. İnsanlar kendilerini tanımlayamıyorlarsa, özgürce kendi fikirlerini ifade edemiyorlarsa orada eğitim verilmesinin hiçbir karşılığı yok. Dolayısıyla bizim yaptığımız hizmetler, konuştuğumuz kamu yatırımlarının anlamlı olması için, vatandaş üzerinde memnuniyet üretmesi, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmesi için daha önce atılması gereken başka bir adım var. O adım da bu ülkede insan haklarını, adaleti, birlik ve beraberlik duygularımızı, aynı ülkenin eşit vatandaşları olduğumuza dair algıyı güçlendirmemiz gerekiyor."
"Türkiye'de son 50 yılda dışarıdan milletin birlik ve beraberliğinden rahatsız olan mihrakların içimize soktuğu nifak tohumları, fitne fesat unsurları yüzünden bu ülkede on binlerce çocuğumuz, gencimiz hayatını kaybetti." diyen Tekin, şöyle devam etti:
"Bu ülkenin bazı bölgeleri insanların özgürce yaşayabilecekleri bölgeler olmaktan çıktı. İnsanların özgürce seyahat edemediği, insanların insan olmasından kaynaklanan temel hak ve hürriyetlerini özgürce kullanamadığı bölgeler oldu. Hal böyle olunca bu bölgelerdeki kamu yatırımları, bu bölgede özel sektörün istihdam üretmek amaçlı yatırımları uzun yıllar sekteye uğramış oldu. İnsan haklarıyla ekonomik kalkınma, hukuk devleti ve demokrasiyle ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi kuramamış olduk. Burada yapılan yatırımlar maalesef kendilerinden beklediğimiz toplumsal faydayı üretemediler. Böyle ciddi bir sorunla karşı karşıya kaldık. Türkiye bu sorunu çözmek için defaten girişimde bulundu." ifadelerini kullandı.
- "Ümitle başladığımız süreçler bir manipülasyonla bir anda heder olup gitti"
AK Parti iktidarları döneminde, 2001 yılında yayımladığı kuruluş beyannamesinde ve parti programında Türkiye'nin tamamında insan haklarını, demokrasiyi ve hukuk devletini yeniden egemen kılacak bir dizi önermeyi kamuoyuyla paylaştığını anımsatan Tekin, bu önermelerin toplumsal karşılık bulması sonucu kuruluşundan kısa süre sonra ilk seçimlerde iktidara gelen AK Parti'nin vatandaşa taahhüt ettiği milli birliği, beraberliği sağlayacak politikaları uygulamaya başladığını vurguladı.
Hükümet kurulduktan sonra insan hakları ve demokrasi konusunda düzenlemelerin yapıldığını kaydeden Tekin, sözlerine şöyle devam etti:
"Hükümet kurulduktan hemen sonra 30 Kasım 2002'de bu anlamda insan hakları ve demokrasi konusundaki en sıkıntılı düzenlemelerden birisi olan OHAL uygulamasını kaldırdık. OHAL uygulamasından sonra şimdi sıraladığımızda evet bunları da yaptık diyeceğimiz ama unuttuğumuz birçok şey var. Kürt sorunuyla ilgili konularda o gün sorun olarak gördüğümüz hemen hemen her şey AK Parti iktidarları döneminde çözüme kavuşturuldu. Bunların neticesinde de bu sorunu kökünden çözecek süreçler de başlatıldı. 2007 ve 2014 süreçleri önemli süreçlerdi ama nifak tohumlarını ekip buradan nema elde edenler, buradan siyasal ve ekonomik çıkar elde edenler bu savaşın devam etmesinin, bu ihlallerin devam etmesinin kendi çıkarları açısından önemli olduğunu düşünen iç ve dış mihraklar ve onların uzantıları maalesef bu süreçleri sabote ettiler. Ümitle başladığımız süreçler bir manipülasyonla bir anda heder olup gitti, yarım kaldı." Dedi.



