Abdurrahman Aşkan

Abdurrahman Aşkan

VARLIK İÇİNDE YOKLUKTAYIZ  

Varlık âlemininhalifelik tacı giydirilen, akıl gibi mükemmel cihazatla donatılan beşerin,Allah'a olan üç kulluk borcu Zikir, Fikir, Şükür’dür. 

Bunları çok gören ve yük bilen nefsani arzularının peşinde koşanların dünyaya bineceklerine, dünyayı omuzlarına yüklediklerini görmekteyiz. 

İnsanoğluna verilen nimetlerin, sınırsız hediyelerin karşılığını kusursuz vermek haddimiz değil. Lakin sahibini hatırlamak, O’na karşı kulluk vazifemizi yerine getirme çabasına, gayretine girmek her kulun hakkıdır. 

Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) ve ashapları bir hurma tanesiyle hem sahur hem de iftarla geçinirken… 

Bizler yemek beğenmiyor, önümüze serilen farklı tat, renk ve kokular veren nimetlere kanaat getirmeyerek fuzuli lükslerimizle havalanıyoruz. 

On kaşığından dokuzunu çöpe atarak israf eden, sıfır bir telefona buyurun demeden yenisine heveslenmek, gardolabına yeni asılan elbiseyi görmeden yenisine yer açmak, mallarımızı hep az görüp imandan çok, mala, mülke, evlada yapışmamız, açlıktan kuru kemik kalan, susuzluktan kuruyan, sevgiden mahrum bıraktığımız, yerinden yurdundan göç ettirdiğimiz insanların veballerinden başımıza gelenleri, gelecekleri hesaplayabilsek eminim birçoğumuzun uykusu kaçar, huzuru bozulur, lokmaları boğazında düğümlenir…

İnsana içinde çeşit çeşit makineler, farklı farklı işlev gören cihazatlar bulunan vücut çiftliğini emaneten veren Allah. 
Bu kargaşalı dünya savaşı içinde (gözlerini haramdan, kulaklarını dedikodudan, dilini gereksiz sözleri söylemekten, kalbini kara tutmaktan, beynini hayırsıza yormaktan...) uzak tutmaya çalışmak. 

Emanetçiyi emirlerine riayet etmekten dolayı daha güzeli (cennet) ile mükâfatlandıracak Rabbimizin emir ve yasaklarına sarılmamak, uymamak ahmaklık veya sarhoşluk değil de nedir? 

Bugün her birimize, maddiyatına paha biçilemeyen akıl, kalp, göz, kulak, dil, diş, burun vs. yazdıkça uzayan halı hazırda sahip olduğumuz cihazatları bir markette, bir fabrikada satın almaya kalksak maddiyatına gücümüz yetebilir miydi? 

Yine insanın yaratılışı ile kurulan dünya sofrasının asırlar ve çağlar geçtikçe eksilmeyen, bitmeyen her baharda yeniden dirilen, tazelenen, pişirilen… Sürekli kaynamakta olan dünya kazanının içindekileri (portakal, elma, havuç, kavun, salatalık, buğday, pirinç, ceviz, incir…)

Kimyagerlerin, eczacıların hastalar için farklı renk, koku, tat ve özellikte toplattıkları nebatatları derman olarak hizmetimize sunan Rabbimize bir teşekkürü çok görmek akılsızlık değil de nedir?

Dolayısıyla Rahman ve Rahim olan yaratıcımızın hangi isminin manasına sığınarak kendimizi affettirebiliriz?  
Rabbim cümlemize gerçek manada kul olmayı varlığın farkına varıp, yokluktayız düşüncesinden, fikrinden, söyleminden uzak kalmayı nasip etsin…

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
1 Yorum