Abdurrahman Aşkan

Abdurrahman Aşkan

VALİMİZ MÜFTÜMÜZ VEBALİMİZ

Bürokrasi; yüksek rakamlı maaşla rahat etme düşüncesi veyahut topluma, toplumun değerlerine biraz daha fazla katkım olsun hayaliyle, makam merdivenlerini çıkanların yönettiği toplumda ki herkesin ve her kesimin çobanı olduklarının bilinciyle, gayrettedirler inşallah.

Yoksa halk bir yanarsa; mevki, makamdakiler binler yanar.

Bu yüzden;

Vali evleri; şehrin en ücra köşelerinde ve kirada olmalı ki; vatandaşları görebilsin, yaşadıklarını yaşayabilsin, halkı ile arasında geçit vermeyen danışmanların, bir beklenti içinde çevresini kuşatan dünyacıların dışında kalan vatandaşını da sezebilsin, kol kanat gerebilsin…

Tebdili kıyafetle 7/24 halkın arasına karışmalı, halkının nabzını yoklamalı, sofrasına oturmalı, bahçesine misafir olmalı ki halk ile bürokrasi arasındaki uçurum dengesini görsünler, bilsinler, yaşasınlar…

Vergisini veren ama vatandaşlık haklarından mahrum bırakılan, yolsuz evine 112 acil koduyla yardım çağıracak vatandaşın, hizmetlere uzak kaldıklarının, uzak kalacaklarının bizzat şahitleri olsunlar…

Banyosunda, tuvaletinde su tutulan varillerden dönecek yeri olmamalı ki; su içinde suya hasret, kesintili sularla halkının neler çektiğini yaşamalılar…

Nikâhlarda en az 3 çocuk derken; kirayı çocuklu aileye vermeyenlerle, gözü TOKİ’de olan; lakin vaktinde denetlenmemekten zaman aşımına ertelenen kira mağdurlarıyla yan yana komşu olmalı, çektiklerini çekmeliler…

Gereksiz ve fuzuli ihaleler yerine; Belediye temizlik ekibi araç ve personellerle güçlendirilerek gece gündüz çöpler arkasında koşuşturma değil, gece temizlik, gündüze pırıl pırıl bir şehir bırakılarak ve belirlenen saatler ve noktalar dışında çöp dökenler hakkında caydırıcı bir işlemle bu görüntü kirliliğinin önüne kararlılıkla geçilmeli ki raylar yerine otursun…

Müftü; sorumluluğunu aldığı, vebaline girdiği her bir hocasından personelinden, cemaatinden, ibadethanesinden tek tek sorumludur. Sorumluluğunu aldığı lakin denetleyemediği, yerli yerinde görmediği, toplumun yaralarına merhem olan adı cami kendisi harabe görünümlü ibadethanelere çözümler üretmek, destekte bulunmaktan sorumludur.

Ülke genelinde tüm camilerin imam evleri varken, neden ilimizin köy ve şehir merkezinde ki çoğu camimiz bunlardan mahrumdur? Personeli olan imamına; köy adresini, cami adresini verip, barınma mekânını göstermeyen hizmetten ne beklenir?

İmam caminin eksiklerini tamamlama telaşına, barınma noktasında ki eksikliklerine mi, yoksa cemaatine nasıl daha fazla zaman ayırabilirim, üzerimde ki veballerini nasıl daha azaltabilirim, onlara nasıl daha verimli olabilirim hesabına mı düşsün?

Kadrosu olan şehir ve köy camilerinin maddi yokluktan yıllardır tamamlanamayan tamamlama gayretinde çaba sarf eden hocalarını, camilerini ve sorunlarını yerli yerinde görmemek, çözüm aramamak vebal değil mi?

Resimde ki cami kaç müftüyle yüz yüze geldi ki dile gelip meramını anlatsın.

Gözümüzün önünde ellerinde süpürgeyle pisliğimizi temizleyen temizlik personellerinin arkasında sigara izmaritlerimizi yerlere fırlatmak, okul önlerinde, mahalle yollarında, çarşı içinde maskemizle asfaltları sermek boynumuza vebal değil mi?

Bırakalım ağaç dikmeyi, kurumayı, gölgesine sığındığımız nimeti muhafaza etmeyi; gölgesinde piknik yaptığımız, serinlendiğimiz, oksijeniyle hayat bulduğumuz ağacın dalını kırmak, ağacı çivilerle, darbelerle kurutmaya çalışıyoruz. Bunlar vicdanımıza vebal değil mi?...

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
1 Yorum