Abdullah Demiralp

Abdullah Demiralp

Su cennetinde çamur içmek...

21 yüzyılın küresel ısınmaya savaş açtığı dünya literatüründe en çok su kaynaklarına sahip olan bir şehrin çamur içmesi size ne kadar mantıklı gelir bilmiyorum. Hemen hemen her eve taksitle satılan arıtma cihazlarının depolarında biriken çamur suları ve yıllardır çözülemeyen alt yapı sorunlarıyla baş eden sahipsiz bir şehir.

Yaklaşık 6 7 yıldır sözde yapılan yeni şebeke suyunun hala evlere verilmemesinin nedeni nedir bilmiyoruz. Yerel yönetimin kentin genel sorunlarıyla ilgilenmesi gerekirken neden ve niçin bu soruna bir çözüm bulunamıyor. Neden bu şehir kaderine terk edilmiş. Neden hiç bir sivil toplum örgütü mahalle muhtarları bu konuda Belediye'ye görevini hatırlatmıyor.

Depinden Çukurca'ya kadar onlarca su kaynakları var arabası olan bidonlarını buradan doldurup evlerine eski ilkel yöntemlerle su taşıyor. Bütün bir ülkeye yetecek kadar su kaynağı varken ve hali hazırda yer altına borular döşenmiş depolar yapılmışken bu sular neden çamurlu akıyor. Şimdi diyeceksiniz ki eriyen karlar ve yağan yağmurlar yüzünden böyle akıyor. Bu ne geçerli bir sebeptir nede mantıklı bir cevaptır.

Bunun önlemini neden almıyorsunuz. Bu insanlar çocuklar çamur içmek zorunda mı?

Adamlar yerin kilometrelerce altından yıllarca su arayıp bulamazken biz dibimizde ki hazinenin neden farkında değiliz. Şehrimizin ortasında geçen iki üç tane deremiz var boşu boşuna Zap suyuna akıp Irak topraklarına karışıyor. Ve dere suları pislikten geçilmiyor. üstelik şehrin kanalizasyon görevini üstlenmiş durumdalar. Bu dereler resmen ölüm saçıyor. Kokudan çöpten geçilmiyor. Bir denetim mekanizması ve bunları gören hiç mi bir Allah'ın kulu yok. Katramas'tan akan dere hayvan pisliğinden geçilmiyor.

Berçelandan gelen dere ise bir çok mahallenin kanalizasyonu haline gelmiş Halife Derviş, Sümbül Mahallesi ve Medrese mahallesinin lağım sularını evlerin içinden geçirerek Zap suyuna ulaştırıyor. İnsanlar kokudan pencerelerini açamıyor. Bunun sadece devletin üstüne düşmüş bir görev olmadığı kanısındayım. Hepimiz suçluyuz burada. Bu dereler ıslah edilmiş olsa gelişigüzel atıklarımızı çöplerimizi dökmesek eminim Belediye'de üstüne düşen görevi fazlasıyla yapacaktır. Burada o koltukta oturan kim olursa olsun Belediyelerin halka hizmet etmesi ve bu şehrin sorunlarıyla ilgilenmesi gerekir. Orası siyasete alet edilecek yer değildir. Bu halkın temiz suya temiz bir kentte ve yaşanılabilir ortama ihtiyacı vardır. Hiçbirimiz çamur içmek zorunda değiliz üstelik o kadar güzel akan su kaynaklarımız varken. Allah aşkına şu yazdıklarımı okuyan insanlara seslenmek istiyorum. Eminim çoğunuzun evinde hala çamur akmakta. Hangi birimiz bu sorunu dile getiriyoruz. Neden bu şehri kendi ellerimizle kirletiyoruz. Bu ülkede çoğu şehrin içinden dere geçmekte ama hiçbiri bizim dereler kadar pislik içinde değil. Çoğunun etrafı parklarla, yaşam alanlarıyla dolu. Yemyeşil ve huzur dolu oksijenle etrafı çevrilen bir sürü dere var bu ülkede... Ama gelin görün ki bizim dereler maalesef sadece zehir saçıyor. Ve bu hepimizin suçu bazen her şeyi devletten beklememek gerek. Üstümüze düşen görevleri yaparsak daha yaşanılabilir bir şehir oluşturabiliriz. Umarım bu çağrım yerine ulaşır.

Başta Belediye, sivil toplum örgütleri ve mahalle muhtarlarına sesleniyorum çok geç olmadan su cennetinde insanlara cehennemi yaşatmayın.... 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
3 Yorum