Abdurrahman Aşkan

Abdurrahman Aşkan

 RAMAZAN PAYLAŞMAK DEĞİLDİR

Ramazan gördüğümüz çağın, anladığımız hayatın, yaşadığımız zamanın diliyle paylaşmak değildir. Paylaşmak yaşamaktır. Yaşamak paylaşmak değildir

Sevinç, çığlık, coşku paylaşılır. Hüzün, keder, içe kapanma yaşanılır, paylaşılmaz…

Bugün yemeğimizi, etkinliklerimizi, yürüyüşlerimizi, hayırlarımızı, hatta affedersiniz yataklarımızı, tuvaletlerimizi, iç giyimimizi… Görsel medya aracılığıyla tanıyan tanımayan herkesle paylaşıyoruz. 

Ama hangi birimiz hüznü olana, derdinde kaybolana, yürümeyene, konuşmayana, eğlenmeyene, coşmayana, bulmayana, istemeyenle yaşayacak kadar eğiliyoruz, bükülüyoruz, durumlarına, mazilerine gözyaşı döküyoruz…
“Veren el alan elden üstündür” hadis-i şerifi yanlış anlamışız. Alan eli veren ele üstün kıldık. Riyalarımızla, reklamlarımızla, bir poşet, bir koli, bir çuval yardımlarımızla ekranların karşısına geçip, alacaklıyı rencide eden görsellerde dans ederek paylaşmak, paylaşmak değildir. Bencilliktir, nefsini hareket geçirmektir. Derneği dernekle, vakfı vakıfla, nefisleri nefisle yani birbirleriyle yarıştırmaktır.    

Paylaşmak; el uzattığımız, ele muhtaç kardeşlerimizi nefsimizin reklamı yapmadan kameralar karşısında şak şak flaşlar patlatmadan, gece karanlığın bir vaktinde kapı önlerine maddi desteği koyup ortadan kaybolmaktır. 

Paylaşmak; Whatsapplarda, Facebooklarde, Instagramlarda bilmem hangi görsel medya aracılığıyla kolları sıvayıp kekini, pastasını, giyim şıklığını sanal âlemde herkesle paylaşan; lakin kimseye koklatmayan, tattırmayan paylaşımlar; nefsi çeken, çekmeye sebep olan günah dışından başka bir şey değildir…

Yaşamak çok daha farklıdır. İl yöneticilerinin, dernek başkanlarının, vakıf yetkililerinin, bilmem ne ne sorumlularının sadece ramazan ayında değil, tüm vakitlerde kendisi anı yaşayarak yetimin, öksüzün, fakir- fukaranın çat kapı kapısını çalmalı, içeriye düşmeli kimin sofrasında eksikleri, kimin başında derdini, kimin içinde ki hüznünü, borcunu, kederini bire bir yaşayarak yaşamasıdır yaşamak, paylaşmak, ortak olmak…

Önde gururla yürüyen bir bürokrasi, elinde dosyayla dolu bir memur, birde yük( koli, paket) taşıyan işçi… Ve yardım kolisini teslim ederken, evini çocuklarını podyumdaymış gibi görsel reklam hayırlardan uzak duralım… 

Tüm Hakkâri il yöneticilerine, vakıf, dernek, şahıs kim ne hayır işlerse işlesin Rabbim kat kat ecrini artırsın… Lütfen rencide etmeden, reklam yapmadan, gündüzün ortasında kapı önlerinde kamera ordusuyla kendimizi tanıtma azmi, kararlılığı ve sırasına girmeden birbirimizle değil. Rahmet ayın, bereket vaktiyle yarışarak çalışalım…
Kısacası Ramazan Ayı; reklamı paylaşmak değil. Hayatı birlikte yaşamaktır… Bir elin verdiğini diğer elin fotoğraf çekmediği, yapılan zerre mıskalları kaydeden KİRAMEN KATİBİN’lere bırakmamız umuduyla…
Herkesin insani hassasiyetlere uyum sağlama gayret ve çabasıyla…

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.