Abdullah Demiralp

Abdullah Demiralp

"HOŞÇAKAL ÇOCUK"

Ve gün doğar, adın kalır, anıların kalır güzel yüzün kalır geriye, Dün inanamamıştım hala inanamadığım gibi, Bir bir yitiriyoruz güzel kalpli esmer yüzlü çocukları... 

Ama sen gitmemeliydin, Gözü yaşlı bir annenin göz bebeğin de saklamalıydık seni. Koruyamadık seni de. 

Kendi topraklarına, o çok sevdiğin sümbülün heybetine resmini çizemedik affet bizi kardeşim. Beraber koklayacaktık oysa yağan yağmurdan sonraki toprak kokusunu. Bağıra bağıra gülecektik sonu umuda açılan tüm çıkmaz sokaklarda. Adın gibi olacaktın oysa, namını şanını herkes duyacaktı. Olmadı kardeşim yetişemedik son çığlığına ses olamadık gecenin bir yarısı feryadına. Gülüşlerine gömdüm o gün ben bu kenti, dualarla feryad figanlarla süsledik tabutunu. Biliyorum hepimiz şimdi keşkelerle başlayacağız bütün cümlelere, ama hiç bir cümle hiç bir kelime yokluğuna cevap olamayacaktır. Ah benim selvi boylu kardeşim ardından böylesi cümleleri toparlayıp içime gömesim ve bir daha kimseyi yazmayasım var. 

Ne kadar zaman geçerse geçsin, kimse kimseyi unutamaz. Zaman aslında birseyleri unutturmak yerine alıştırıyor sadece. İstesek te istemesekte mecburen alışıyoruz. Çünkü hayat bize alışmaktan başka bir seçenek sunmuyor. İçimizdekini yok etmiyor ama var olduğunu da hissettirmiyor. Acıtıyor bir yerlerimizi kanatıyor ruhumuzu saran sevda sarmalı. Gidenle gidilmiyor, ölenle ölünmüyor ama kalınca yaşamak zorunda bırakıyor ya seni işte o an anlıyorsun ki alışmaktan daha zor birsey varsa o da kaldığın yerden yaşamaya çalışmaktır.  Bunu anlatamazsın, izah edemezsin sadece yaşarsın...

Bir gece başımızı alıp gitsek diyorum,
Bir deniz kenarımı olur, bir dağ başımı olur,
Kaçsak kurtulsak şu kalabalık şehirden,
Bir yer bulsak kendimize gençlerin ölmediği, ölümsüzleştiği bir şehir kursak mesela...
Bir yanımız loş bir ışığın maviliği olsa,
Bir yanımız kucak dolusu yıldızlar,
Orada hiç yemesek hiç uyumasak,
Ama sen gitmesen,
Sen olsan,
Ve biz hiç düşünmesek yarını...
Hoş geldin kentine Berşanım
Hoş geldin kara taşlı beyaz tülbenti gözü yaşlı anaların kentine....
"Dostyewski'nin "İnsancıklar" adlı kitabında dediği gibi;
Çok tuhaftı ağlayamadım, Ama ruhum paramparça olmuştu..
Elveda yakışıklı kardeşim...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
6 Yorum