Abdurrahman Aşkan

Abdurrahman Aşkan

ÇAĞ DIŞI CAHİLDİM

Doğarken ninemizin üzerinde ki fistandan kesip üzerimize biçilen, dikilen çağ dışının çocukları olarak dünyaya geldik.

Çok katlı, gökyüzüyle yarışan dev AVM’lerin renk cümbüşünde “çocuğun gözü kaldı” denilerek alınan; bir diğer tarafta “oda dağılıyor” tepkisiyle görmeden, oynanmadan istiflenen oyuncakların çağdaş çocuğu olamadık.  

Mevlitlerde diz ve dirseklerde ki elbise yamalarını utancından elleriyle gizleyen, kara lastik ayakkabısının yırtılan topuk kısmını iğne iplikle bir yıl daha götürebilir miyim? Hassasiyetine sarılan…

Olurda bir gün çiçekli bir kazağımız, pantolonumuz olursa; özel günlere kadar nasıl koruyabilirim telaşına düşen çağ dışı yokluğun gençleriydik.

Sabah özel aldığı giyimi akşam beğenmeyen, her ayakkabısı farklı bağlardan olmadığından internet sayfalarını didik didik kurcalayan, kazandığını yemeyen, yediren çağdaş gençler olamadık…

Köy ve yayla devriyesiyle gördüğümüz; ilk teknolojik araç olan askeri ciplerin aynısına özenerek mavi çamurdan yaptığımız oyuncaklarımızla oynardık. Varlık içinde yokluğu yaşayan, israfta yarışan çağdaşlar olamadık…  

Zomê(yayla)da araba şeklini almış dev taşın altında tüm yayla çocuklarıyla koro şeklinde araba sesi çıkaran, oyunlarımıza renk katan ehliyetsiz ve deneyimsiz şoförümüzle dönemin çağ dışı gençleriydik.

Sabah namazını haber veren horoz sesleri ile işlerin başında açılan ağız esnemeleriyle çağ dışı; gece boyunca PUBG (papçi) oynayan, ikindi vaktine dek uykuya kalan, arada kalan zaman dilimini de bar, disko, okey, piknik gibi zaman harcayan, namazdan uzak bir hayatla gençliği öldüren çağdaşlar olamadık.

Ellerimizde oraklar, tırmıklar, keskin ve uzun saplı tırpanlarla donanımlıydık. Lakin bunları kavgada kullanmayacak kadar çağ dışıydık.

 “Oğlum ayakkabını ters mi giydin” ebeveyn sorusuna ses yükselten, öldüresiye hakaret eden ve öldüren çağdaş çağın çağdaş gençleri olamadık.

Başımızı doğrultup anne, babamızın ve yerlerini tutan büyüklerimizin yüzlerine bakmaya edep eden çağ dışı gençlerdik.

Anne babayı susturan, büyükleri yok sayan, eski toprak deyip hürmetsizlikte sınır tanımayan çağdaşlar olamadık.

Sığınmak, korunmak adına yapılan evlerde rahat edinen, mutluluk bulan, huzur yayan çağ dışı insanlarken, son teknolojilerle donattığımız evlerde kendimize yer ayıramadık, ün için, nam için, şan için süslediğimiz evleri, nefes alınmayacak kadar içini eşyalarla donatarak boğan çağdaşlar olamadık.

Özü, sözü ve yüreğiyle sevdiğim, kabul ettiğim yârim dediğim eşimi; yangında, selde, hastalıkta, dırdırda, zırzırda, tek ölümün ayıracağı vakte dek beraber bir ömür geçirecek kadar çağ dışıydık.

Cicim, bicim, tatlım, şekerim laflarıyla tatlandığım, ahım şahım evlilikle süslediğim, düğünümüzün sabahında mahkemelerin boşanma koridorlarında terk edecek kadar çağdaş olamadık. 

Dün yağışlı günlerde kara lastik ayakkabıların ayaklarımıza, sırtı ıslanan koyun sürüsünün elbiseden dizlerimize bıraktığı desenlerin; bir gün kimyasal fabrikalardan çıkıp dövme ve makyaj olacağını; yokluktan giyilen yamalı, yırtık, pırtık fakir giyimin; bir gün zenginler, görmüşler, medeniler, çağdaşlar üzerinde moda olacağını kavrayamadık…   

                                                  Selam ve dua ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
2 Yorum