Abdurrahman Aşkan

Abdurrahman Aşkan

BAYRAM POŞETİMİZ

Güne zikirle başlayan kuşlar, vuslata esen rüzgâr, rızık peşinde koşan beşer, Bismillah’la açılan ticarethane, semaya açılan avuçlar, yükselen dualar, beş vakit hürmetine kavuşan, kucaklaşan, yüzleşen mümin kardeşler…

Var edenin çağrısıdır ezan. Hayatın, mananın, kulluğun özüne dönmektir ezan. Amirler amirinin huzuruna davettir ezan…

Karanlığın aydınlığa, derin uykunun hazır kıtaya duruşudur. Tembelliğin, pısırıklığın, gafletin, ezikliğin, hantallaşmanın çıkmazında silkelenip sabırla, şükürle yeniden dirilmektir namaz…

Berekettir, ferahtır, refahtır, aydınlıktır, saadettir, huzurdur, mutluluktur, yarındır, yarınlardır.

 Kilitli kapıları güne huzurla açan anahtardır. Karanlığın perdesini aralayan, insanı insanlık hazinesine yönlendiren yoldur…        

Namazı; meleklerin semada gezindiği ortama ortak olmaktır. Allah için Allah yolunda uykuyu bölmektir.

Beye huzur, hanıma güç, evlada moral, ümmete hediyedir...

Namaz; hayattır, hayata hayat katan, değer veren aşktır…

“Ne güzel günlerdi o günler. Ne güzel günler” der dururuz. Özlemini, kokusunu, hasretini çekeriz. Ama hiç birimiz evlatlarımıza bu hasreti, özlemi, aşkı yaşatmadık, çocuklarımızı o güzelliklerden hep mahrum bıraktık. O güzel şey: “YOK” deme, yokluğu yaşatma, hissetme güzelliğiydi...

En az bir ay önceden annelerimize, ninelerimize, ablalarımıza yırtık pırtık delinmiş yama yapılmış hali kalmamış bir poşetin kıymetini bilerek büyüklerimize başkasına vermemek için yeminler ettirerek poşet saklatan nesildik… Tabi bulanlarımız yapardı. Bulmayanlarımız ise bayramlık kazağımızı poşet yapardık, ev ev koşar, coşardık…

Evlatlarımızı bu güzelliklerden mahrum ettiğimiz günlerden beri; son model arabalar, en lüks daireler, en güzel takım elbiseler, odalar dolusu oyuncaklar, en tatlı çikolatalar hiç biri tatmin etmiyor. Mutluluk vermiyor. Çünkü yokluğu öğretmedik, yaşatmadık. Anne baba demeden isteklerinin iki katını sunduk. Ve hep bir üst tabakayı gözlemleyerek, taklit ederek “fakirliğin, yokluğun gözü gör olsun. Kader utansın” diye isyan bayraklarını dalgalandırdık. Sonra da huzurumuz, sevincimiz, ağız tadımız kalmadı der dururuz.

Şimdi suç kimde; YOKLUKTA MI, VARLIKTA MI, BİZDE Mİ???

Dünya sofrasın(kazan)ında her türlü nimetin içinde pişip önümüze serildiği bunca varlık içinde yüzdüğümüz, yokluktan dem vurup durduğumuz isyanımıza isyan edip bayramla bayramlaşalım.

Bu nimetlerden bihaber ve mahrum dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan yetim, öksüz ve garip çocukların veballeri omuzlarımızda hafif olması için Rahmanın huzurunda kurbanla secdeye duralım…

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.