• BIST 122.142
  • Altın 300,140
  • Dolar 5,9403
  • Euro 6,5530
  • Hakkari -3 °C

YALNIZLIK VE SOSYAL ACI

Mehdi Adar Akın

Günümüzde kendimizi genellikle çoğu kez biçimsizce şekillenmiş ve terk edilmiş kuru bir kalabalığın içinde yalnız ve  çoğu zaman da biçare olarak görüyoruz…

Yaşadığımız bu modern çağda belki de çok kazancımız oldu; fakat insan için gerekli olan çok şeyden de mahrum kaldık.

Toplumda meydana gelen ahlaki erozyon, bozulan insan ilişkileri, güvensizlik ve pahalı yalanlar günden güne artmakta ve yerini sabitleştirmektedir.

Yeni bir serüvenin peşindeyken problemlerle baş ederken ya da gülünç bir yaşanmışlığı başkasıyla paylaşmaya çalışılırken veya zor durumlarda yardım edebilecek birilerini bulamayınca…

Birileri Olmayınca…

Çıkar ortaya çağımızın hastalığı: Yalnızlık

Yalnızlık hissi yalnızlık ya da tek olmakla aynı anlama mı gelir?

Yalnızlık bir kopukluk hissidir aslında. Bireyin günlük yaşantısında etrafında büyük  bir kalabalığın içinde anlamsız kaldığı ve çevresiyle kurmak istediği anlamlı ilişkilere sahip olamadığı zaman gösterir kendini yalnızlık ve hissi.
Çoğu zaman en büyük kalabalıklar içinde en büyük yalnızlığı yaşıyoruz.

Yalnız olmak ve tek başına olmak  farklı iki olaydır. Her ikisi mantıksal ve deneyim açısından birbirinden bağımsızdır. Yalnızlığı sosyal  bir geri çekilme olarak tanımlayabiliriz

İnsanlar binlerce yıl boyunca işbirliği halinde olan gruplarda güvenli bir yaşam sürdü. Bu nedenle yalnızlık hissi, başkalarıyla ilişki kurmaya zorlayan bir hayatta kalma mekanizması olarak görüldü daha ilk toplumlarda. Fakat günümüz yaşam koşulları ve modernizmin hürriyet ve ben merkezli vurgusu ailevi değerleri tahrip ederek beraberinde nice sıkıntılar doğurdu toplumlarda. 

Daha iyi bir yaşam ya da sırf yaşamak için(!) şehirlere ve büyük metropollere kayan ya da kaydırılan hayatlar insanı bireyselleştirdi ve sonucunda çekirdek aileler git gide artmış oldu.

Aslında insanın doğduğu büyüdüğü yerde bir kökü olduğunu unutması, yaşadığı yere aidiyet duygusunu yitirmesi, yerel hüner ve bakiyesinin kayboluşu ve nihayetinde aslen ait olduğu yerin himayesinden çıkması onu sade bir kimliğe büründürmüş ya da tümünden  çıkartmıştır.

Dikey yapılaşmanın egemen olduğu günümüz şehirlerinde, metropollerinde tek tipleşme kopuk aileler meydana geliyor. 

Buralarda sosyal toplumdan uzak bireyler yetişiyor…

…Sonucunda herkes kendi  kabuğuna çekilmiş ve aynı apartmanda karşılıklı dairelerde oturan aileler bile birbirlerine uzak kaldı, yabancılaştı… 

Mesafeler yakınlaşsa da başkası varken bile aslında yok ve görünmez olmuş. Herkes kendi dünyasını yaşamaya başlamış, sorgulamaya olanak vermeden…

İnsan merkezli olmayan toplum yalnızlık doğurur.

Günümüz toplumunda zaman geçtikçe; toplumsal normlar, değişen hayat şartları, kişiler arasındaki güven duygusu gibi sebeplerden dolayı toplumda insanlar birbirlerinden soyutlanarak uzaklaşmış ve neticesinde de sosyal acıyı ve yalnızlığı doğurmuş oldu.

Tamiri ve onarımı zor bu sosyal acı ve yalnızlığı yok etmek mümkün mü diye düşünmüyor değiliz aslında çoğu zaman. Peki mümkün mü bunu bertaraf etmek, yok etmek?

… Bence zor

Çünkü damarlarımıza kadar işlemiş kapitalizmin varlığı ve kültürel yozlaşma -insan ilişkilerinde yarattığı bu çürümüşlük sendromu- her geçen gün çoğalarak büyüyor.

Bizim yalnızlığımız olursa da seçilmiş yalnızlık olsun; çünkü içine düşülen yalnızlık çürütücüdür ve başkalarına hizmet eder.

Bir ‘’ihtiyaç’’ temeline dayandırdığımız farklı yaşam biçimi, dünya görüşü, tarihi, dini, düşüncesi, ilişkileri ve benzeri ortak değerlerimiz her zaman anlata gelinmişti.

Hepsinden yavaş yavaş feragat mı ediyoruz?

Her taraftan kuşatılan ve empoze edilen toplumumuz günümüzde adı hiç duyulmayan hastalıkları içine getirtmiş oldu.Belki de yakın gelecekte bizde de kurulur tıpkı yakın geçmişte İngiltere’de kurulan ‘’Yalnızlık Bakanlığı’’ gibi…

Dediğim gibi olursa da bizim yalnızlığımız seçilmiş yalnızlık olsun; çünkü içine düşülen yalnızlık çürütücüdür…

UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Hakkari Objektif Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0544 402 35 10 - 0544 431 08 07 - 0438 211 40 51 | Haber Scripti: CM Bilişim