>
  • BIST 95.267
  • Altın 281,660
  • Dolar 5,8926
  • Euro 6,4816
  • Hakkari 23 °C

İsraflar Ülkesi; Türkiye

Aziz Hatipoğlu


Türkçe Sözlükte israfın kelime anlamı olarak şunlar yazılmakta, “Sahip olduğumuz bir şeyi yok etmek, zayi etmek, dine veya dünyaya meşru bir faydası olmayacak şekilde gerektiğinde daha fazla kullanmak veya harcamaktır” diye geçmekte.

Bunun ışığında kendimize, çevremize ve ülkemize baktığımızda birçok şeyi israf derecesinde kullanıyor ve heba ediyoruz.

Geçen gün TV kanallarının birinde Türkiye ile ilgili israf konusu gündeme geldi. 

Türkiye’de günde 4 milyon 800 bin ekmek çöpe gitmekte, heba olmakta ve israf edilmektedir. Bunu haftalık, aylık ve yıla vurduğunuzda ortaya çok korkunç rakamlar çıkmakta bu da Türkiye’mizde sadece ekmekte yapılan israfı gözler önüne sermektedir. 

Dünya üzerindeki açlık ve yoksulluk boyutları göz önüne alındığında yurdumuzdaki bu aşırı israf vicdanları zedelemekte ve vicdanları karartmaktadır.

80 milyon nüfuslu ülkemizde günlük 5 milyona yakın sadece ekmeğin israf edilmesi gerek ekonomik ve gerekse vicdan muhasebesinde insanları kara kara düşündürmekte ve bu israfın sonu nereye varacak sorularının sorulmasına sebep olmaktadır.

Ama öte yandan aynı israf diğer birçok dalda ve özellikle yiyecek ve yemek konusunda had safhayı bulmaktadır.
Şu an için tüm Türkiye’de yaygın olarak kullanılan ve “Serpme Kahvaltı” denilen kahvaltıda da israfın haddi hesabı sorulmamaktadır.

Bir bakmışsınız sabah kahvaltısı için “Evde taze ekmek yok mu?” soruları akabinde yeni ve taze ekmekler alınmakta ve akşamdan kalan ekmek bayatladığı gerekçesiyle tümden çöpe atılmakta ve bu nimet heba edilmemektedir.
Gelen ekmekten de bir veya birkaç parça alındıktan sonra gerisi yine çöpe ve dışarıya atılmaktadır. Nimet olarak bildiğimiz ve üzerine yeminlerin edildiği “ekmeği” nasıl bu kadar israf etmekte ve neden bu kadar heba etmekteyiz?
Özellikle Afrika’da açlık çeken ve açlıktan ölen insanların olduğu göz önüne getirildiğinde ve hatırlatıldığında yaptığımız bu aşırı israfın ne dinde ve nede insanlık alanında hiçbir karşılığının olmadığı ve bunun hesabının mutlaka sorulacağı ve bunun bir bedelinin olduğu unutulmamalıdır.

Bilhassa Turistik yörelerde Açık büfe denilen ve aşırı israfa davetiye çıkaran bu uygulamaların bir an önce son bulması veya makul bir seviyeye çekilmesi gerekmektedir. Nefsinin esiri olmuş insanoğlu açgözlülüğünün de verdiği hırsla onlarca çeşidi bulunan yemek çeşitlerinden hemen hemen hepsinden almakta ve bazılarını tadımlık olarak tattıktan sonra yemediklerini heba etmekte, israf etmekte ve çöpe atmaktadır. 

Yurdumuzda Diyarbakır’da lokanta sahiplerinin çok güzel bir uygulaması vardı geçen gün basında. Buradaki lokanta esnaflarımız arta kalan yemekleri zayi etmeyerek Diyarbakır’da belirlemiş oldukları fakir ailelere ve okuyan öğrencilere bu yemekleri kapılarına kadar dağıtmakta ve yemeklerin israf olunmadığı gibi yüzlerce aile ve binlerce insanın doymasına ve beslenmesine vesile olmaktadırlar.

Gönül ister ki bu tür uygulamalar diğer yörelerimizde de uygulansın.

Rahmetli anneannem (ninem) anlatırdı. “Siz açlığı bilmezsiniz Oğul. Xela dediğimiz kıtlık yıllarında yani 1918 Rus işgalinde buradan Irak’a göç eden yüzlerce Hakkârili aileden çok az insanların memleketlerine geri döndüğünü ve hemen hemen hepsinin açlıktan öldüğünü anlatırdı. O zaman dört beş yaşlarında bir çocuk iken annesiyle yaptıkları bu yolculuk sırasında sözüm ona ölmüş eşekten et koparıp yiyenlere ve annesinin “Zehir zıkkım yiyesin ölmüş murdar bir hayvanın eti yenir mi, ölsen ondan daha iyi” sözlerine karşılık adamın “bacı çek git başımdan sen açlığın ne olduğunu bilir misin” sözlerinin bugün gibi hatırımda olduğunu ve açlığın insanlara neler yaptıracağını çok güzel özetlemişti.

Şimdi Yemende baş gösteren açlıkta yere dökülen bir tabak pirinç için insanların birbirleriyle yarıştıklarını ve kumlar içerisinde pirinç tanesini ayıklayarak yediklerini orada bulunan bir gazeteci gözyaşları içerisinde okurlarına anlatıyordu.

Bununla başta askeriye ve okullar olmak üzere israfın yapıldığı birçok yerde bu israfı asgariye indirmek, arta kalan yiyecek ve ekmeklerin bir şekilde değerlendirilmesi gündeme gelmeli. 

Bunun yanı sıra ilimiz için söyleyecek olursak özellikle düğünlerde yemek ve ekmek israfının aşırı boyutlarda olduğunda herkes hemfikir olmakta buna karşılık kimse bunu ortadan kaldırmak ve asgari seviyeye indirmek konusunda bir çaba içerisine girmemektedir.

Her durumda israfı asgari seviyeye indirmek hepimizin görevi olmalıdır. Bunun için herkes üzerine düşeni yapmalı ve israf konusunda kamuoyu ve özellikle okullardaki öğrencilerimiz bilgilendirilmelidir. 
Son olarak şunu söyleyebiliriz. “Ekmek nimettir, yeri çöplük değildir.”

ekmek-israfi.jpg

UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Hakkari Objektif Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 402 35 10 - 0544 431 08 07 - 0438 211 40 51 | Haber Scripti: CM Bilişim