>
  • BIST 94.896
  • Altın 279,141
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Hakkari 10 °C

Her  farklı düşünce yeni bir yol

Mehdi Adar Akın

Uzun zamandır bir şeyler yazmak istedim belki de bu benim için bir fikirdi ya da daha ötesi…

… Ve bir gün notlarımı karıştırırken şöyle bir cümleyle karşılaştım. Aynen şöyle diyordu  ‘’Yazı yazmanın tek bir yolu var o da yazmaya başlamak; yoksa hayatımızın sonuna kadar hazır olmayı bekleriz ve hayatımızın sonuna kadar da beklemiş oluruz.’’  Yazma eyleminin önce   düşünüp  sonra yazmayla olabileceğini sanmıştım meğerse iş böyle değilmiş insan yazmaya başlayınca zaten düşündüklerini  bir bir  kağıda dökebiliyormuş. Yazma süreci başlayınca da o kadar güzel şeyler aklına geliyor ki bir bakmışsın sayfalarca  edebi eser, deneme, makale , köşe yazısı, hikaye  ve belki de roman …

 Tabi her yazı türünün okuyucuya vereceği mesajlar farklılık gösterir, insan yararına olmayan hiçbir hiç bir eser yoktur. Bazen en büyük huzuru  yine  bunlardan buluruz. Uygarlık yapısının temeli bu eserlerden geçer. Geçmişe bakınca nice yazarlar olmuştur gerek Dünyada gerekse de ülkemizde  bazılarının isimleri hafızalarımızda sabit yer edinmiş silinmiyor. Neden çevremizden de gelecekte hafızalardan silinmeyecek yazarlar, düşünürler çıkmasın

        ‘’Bir şeylerin ardılı’’ olmak lazım  bir devir teslim gibi, bizden gidenlerin kalemine sahip çıkmak gerek ; çünkü zaman bizden bağımsız yol alıyor ve hızla değişiyor, zamana müdahale şansımız hiç olmuyor.  Bugün var olan bir şeyleri yarın bulamıyor olabiliriz. Devralmak  lazım bazı şeyleri.  Var olan fikirlerden mahrum olmamak için rüyadan uyanmak lazım,  yarın değil hemen şimdi…

      Yazı hünerine arız  olmak  lazım mı bir şeyler yazabilmek  ya da öylece bir şeyler yazalım da gerisi kalsın mı?  Bence ilk seçenekteki durum herkesin evet dediği seçenek olur; çünkü insan bir duruma, olguya gelişen olaylara hazır olmalı. Yeni gelişmelere ve fikirlere kucak açmalı… iyi bir ortam hazırlamalı; bunlar olursa yeni düşünceler türer. Yeni – ide-ler ortaya çıkar…

     Şimdi de asıl anlatmak istediğim konuya gelmek istiyorum. Yazımın başlığını atarken bununla ne anlatabilirim ya da anlatmak istediğimi tam olarak ifade edebilir miyim  diye düşünmedim de değil aslında.  

 Evet her farklı yol yepyeni ve farklı bir patika… Belki de daha önce hiç gidilmemiş bir yol ve  bu yolun  keşfedilmesi bize bağlı olabilir. Nasıl ki Dünyada yaşayan tüm insanların  her bireyi faklı tende ve renkte ise düşüncesi de fikri de ayrı ayrıdır.  Yanı birinin düşüncesi diğeriyle ortak payda da birleşse de ayrıdır aslında.

    Zengin fikirlerde buluşmak için her kesimin düşüncesinden az da olsa faydalanmak gerekir. Bazen hiç de tahmin edemeyeceğimiz kişilerden o kadar ince ve zekice fikirler çıkar ki ağzımız açık  kalır. Bu ister bizden yaşça büyük olsun isterse de küçük olsun. Özellikle çağımız teknoloji çağında çocukların gelişim düzeyi o kadar hızlı oluyor ki bezen söyledikleri ve yaptıklarıyla  hayretler içerisinde kaldığımız rahatlıkla söyleyebiliriz. Günümüz toplumu istediği bilgiyi o kadar kısa süre içerisinde bulabiliyor ve bulduğu bilgiyi de kendi beyniyle harmanlayıp çevresine dağıtabiliyor ve buna bağlı olarak toplumun her kesimi bundan faydalanabiliyor. Bunun için her bireyin düşüncesine saygı duymak zorundayız ister bize yakın olsun isterse de bizden bir mil kadar uzak…

    Michel Foucault ’un bu sözü her şeyi özetliyor aslında ‘’ Bir yerde herkes birbirine benziyorsa ,orada kimse yok demektir’’

   Günümüzde özellikle bir ‘’paradigmaya’’ bağlı kalıp duruyoruz. İnsan gelişirken iki ana paradigma ön plana çıkar.  Bunlardan biri kalıplayıcı diğeri de  geliştirici.  Biz toplum olarak çoğu kez ilkini benimsiyoruz. Basmakalıp düşünceler toplumda  kendine o kadar sabit yer edinmiş ki bunu biraz olsun yerinden ittirmek çok güç oluyor. Yani bir kalıp içinde sıkışıp kalmışız her tarafımız çitlerle çevrilmiş hapsolmuşuz. Nasıl ki ilahi bir buyrukla bize yasaklanmış bulunan  bazı şeyleri yapamıyoruz, aynen bu basmakalıp düşünceleri de değiştiremiyoruz. Bir doğmanın içine hapsolmuş gidiyoruz.  Ve toplumun kendince yarattığı kanunlardan da kurtulamıyoruz!  Bazen çoğumuz büyüklerimizin haklı olduğumuz bir konu yüzünden bizleri azarladığı durumları yaşamışız; fakat kendimizi savunacak ortamı bulamıyoruz ve buna bağlı olarak da tek doğru buldukları yoldan bizleri de peşlerine takıp gidiyoruz. Anlatmak istediğim kişilerin düşüncelerine zincir vurmamak lazım ki vuruyorsak da bazen kapattığımız o kilidi gevşemek lazım. Kişiyi hür bırakalım düşüncede;  çünkü düşünce hür olmazsa uzuvları işe yaramaz. Karşımızdakilere mütevazi olalım ve onların fikirlerine saygı duyalım . Bazen de  mütevazilikten  ödün vermeyelim, onlara güzel fikirler ve buna bağlı olarak güzel şeyler olduğu zaman ‘’bu cevher senden ötürüdür’’  söyleminden de uzak kalmayalım.

   Toplum olarak bunları yaptığımız zaman ulaşamayacağımız hedefler kalmaz.

    Hayat bazen bizlere ikinci bir şans da verir bunun adı da yarın olur. Yarınlarımızın daha parlak ve aydınlık olması için hep beraber her türlü gelişmeye açık olalım ve her farklı   düşünceyi de kalaya alalım.  Bunu şimdi  yapamasak hayatımız hep   keşkelerle   anılır.  Geçmişimizin  keşkeleri  ve geleceğimizin endişelerin bertaraf etmek için ufuktaki ışığı görmek  lazım. Her farklı düşünce yepyeni ve keşfedilmemiş bir yola gideceğini unutmayalım. Umarım bu yolda yürümek hepimize nasip olur.

   Kalplerinizi tüm Dünyaya  açın ve her daim sevin. Zira kurak gönüller sevgiyle  sulanırsa  gül   bahçesine  dönüşür.  Başka yazıda görüşmek üzere sağlıkla kalın.                                                         

UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Hakkari Objektif Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0544 402 35 10 - 0544 431 08 07 - 0438 211 40 51 | Haber Scripti: CM Bilişim