>
  • BIST 104.595
  • Altın 228,770
  • Dolar 5,4631
  • Euro 6,1893
  • Hakkari 1 °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert sözler

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert sözler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bolton'un İsrail'den verdiği mesajı bizim kabullenmemiz, bunu yutmamız mümkün değil. Teröre yeni bir tarif mi geliştirdiniz?

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında konuştu. Her yerde olduğu gibi Meclis'te de safların netleştiğini belirten Erdoğan, "Bir yandan AK Parti ve onunla ülkenin, milletin, devletin bekası konusunda birlikte yol yürüyen MHP ile yerli-milli duruş sahibi kesimler var. Diğer yanda ise ana muhalefet partisi ve artık onunla aynı yolda yürüdüğü aşikar hale gelen bölücü örgüt güdümündeki partiyle benzeri yapılar var. Milletimiz işte bu net fotoğraflar arasında tercih bir yapacaktır. Biz ülkemizde yerli-milli siyasetin karşılığının yüzde 100 olduğuna inanıyoruz. 31 Mart seçimleri sürecinde geçmişte kimin hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın milletimizin her bir ferdine ulaşıp, kendimizi ifade etmeliyiz. İşte bunun için gönül belediyeciliği diyoruz" diye konuştu.

'Cumhur ittifakı' ile cumhuriyet tarihinde ilk kez yerel seçimde gizli kapaklı olmadan, şeffaf ittifak yapıldığını kaydeden Erdoğan, "Burada bir şeyi çok açık net söyleyeceğim. Teşkilatımın tüm mensuplarına sesleniyorum. Yapmış olduğumuz bu ittifak konusunda her şeyden önce tüm teşkilat mensuplarımızın, partimizin MKYK'sının, MYK'sının almış olduğu kararlar ve yaptığımız istişareler neticesinde verdiğimiz kararlara saygı duymasını özellikle rica ediyorum. Bizler bu yürüyüş esnasında özellikle kaybetmeyi değil, 'cumhur ittifakı' olarak kazanmaya karar vermiş bir davayız. Bunu böyle bilmenizi istiyorum. Onun için de aramızdaki bu bağları hiç kimse zayıflatma yoluna gitmesin, kimse de kalkıp 'ben' diye hareket etmesin. Burada 'ben' yok, 'biz' var. Herkes buna uysun" dedi.

"Karşımızda Sayın Bahçeli'nin ifadesiyle zillet ittifakı, benim ifademle illet ittifakı var" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart'ta yapılacak seçimden zaferle çıkacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Bugün Türk siyasetinin en önemli sorunu, ana muhalefet; daha doğrusu sorun, ana muhalefetin iktidara talip bir siyasi organizasyon gibi değil de marjinal bir örgüt gibi davranıyor olması. Bu partinin teşkilatında, seçmenleri arasında elbette ülkesinin ve milletinin menfaatini düşünen pek çok kişi vardır. Yerli ve milli duruş sahibi CHP'lileri tenzih ederek söylüyorum; bugün CHP yönetimi maalesef cumhuriyetçilikle de halkçılıkla da demokrasiyle de tarihimizle de kültürümüzle de uzaktan yakından ilgisi olmayan bir zihniyetin eline geçmiştir. CHP adına konuşan, ahkam kesen birtakım isimlerin yaptıklarına baktığımızda kimi zaman acı acı gülümsüyor kimi zaman içten içe üzülüyor kimi zaman öfkeleniyoruz. Tabi sıkıntının asıl kaynağı, bu partinin başındaki zattır. Ön tekerlek nereye giderse arkadakiler de onu izler. Bu zat sorsanız demokratlığı kimseye bırakmaz, ağzını her açtığında Batı ülkelerinden örnekler verir; ama kendisi genel başkanlık koltuğunda oturduğu 9 yılda, 9 seçim kaybetmesine rağmen oraya çivilenmiş gibi yerinden kıpırdamaz. Hatta öyle garanticidir ki koltuğunu riske atmamak için cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmaya bile cesaret edemedi, edemez. Buna karşılık konu iftiraya, yalana, hakarete gelince aslan kesilir."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı kazandığı davaların bulunduğunu, daha gelecek olanlar da olduğunu kaydeden Erdoğan, "Can çıkar, huy çıkmaz misali; hangi yola başvurursak vuralım, bu zatı gerçek bir demokrat gibi siyaset yapmaya ikna edemedik. Bu süreçte dikkatimizi çeken başka husus da CHP'nin başındaki zatın ve kimi belediye başkanlarının içindeki Bizans aşkı oldu. CHP'nin başındaki zatın öve öve bitiremediği Gezi olaylarında duvarlara ne yazıldığını hatırlıyorsunuz değil mi? Duvarlara 'Zulüm 1453'te başladı' sloganı yazıldı. Ankara'daki Malazgirt 1071 Bulvarı'nı protesto ederken Bizans askeri kıyafeti giyinen provokatörleri savunan da bu zattı. CHP'li Edirne Belediye Başkanı'nın astığı afişler konuşuldu. Serhat şehri Edirne'nin ismini bir kenara bırakıp, Bizans dönemindeki ismiyle hazırlanan afişler, CHP zihniyetinin yeni tezahüründen başka bir şey değildir. Bu heykeldeki Kıbrıs Türkü temsilcisinin yüzünün tahrip edilmiş olması da ayrı bir garabet örneğidir" dedi.

CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayının, Kıbrıs'la ilgili yaptırdığı heykele, adadaki tüm Türklerin katledilmesini savunan Rum lideri koymasının da aynı zihnin eseri olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sorsanız bu yaptıkları işi rahmetli Gazi Mustafa Kemal'in 'Yurtta sulh cihanda sulh' sözüyle izah etmeye kalkarlar. Halbuki Gazi bunlara 'yurtta sulh'u 'Ülkenizin düşmanlarını yücelterek yapın' dememiştir. Tam tersine Gazi'nin kastettiği şey, tam da 16 yıldır yaptığımız şeylerdir. Biz 'yurtta sulh'u sloganla değil demokrasimizi ve ekonomimizi güçlendirerek özellikle savunma sanayimizi, ordumuzu, sınır güvenliğini tahkim ederek sağlayabileceğimizi biliyoruz. Eğer Gazi'nin 'Yurtta sulh cihanda sulh' ifadesi sürekli olarak geçerliliğini savunsaydı Çanakkale’yi nereye koyacağız? Kocatepe'yi nereye koyacağız? Orada Gazi kimlerle ne için savaştı? O zaman gelin, bunu da izah edin." 

İstanbul Boğazı'na köprü yapılmasını gündeme getiren Nuri Demirağ'ın, kendisini engelleyen dönemin Başbakanı İsmet İnönü ve Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya için "Gelecekte köprü yapılırsa üzerine İnönü ve Çetinkaya geçemez" diye yazılmasını vasiyet ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Herhalde ben de bir vasiyet yapabilirim, 'Bay Kemal geçemez'" dedi.

"Bu ülkenin meşrebi ve duruşu belli olan Cumhurbaşkanı'nı bira içmeye, Mozart dinlemeye zorlamak, faşistliğin dik alasıdır" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu ülkenin başörtülü hanımlarına 'Suudi Arabistan'a gidin' demek, faşistliğin en sefil halidir. İşte en son biliyorsunuz, şurada 2- 3 gün önce bir konserden çıkan başı açık, örtülü kızlarımıza orada gelip bu şekilde sataşıp 'Suudi Arabistan'a git, burada ne işiniz var?' diyenlerin halini düşünün. Sanatçıymış. Dert başka. Ne derseniz deyin; bu ülkede insanların yaşam biçimi ile uğraşan, CHP zihniyetidir. AK Parti, tam aksine bu ülkede yaşam çeşitlerini garanti altına alan bir siyasi zihniyettir. Bu milleti 'bidon kafalı', 'göbeğini kaşıyan adam', 'makarnacı', 'kömürcü' diyerek, 'Dağdaki çobanın oyuyla benimki bir mi' diye aşağılayanların faşistliği lime lime üzerlerinden dökülmektedir. Halbuki demokrasilerde herkesin kültürüne, inancına saygı duymak esastır. Türkiye'de sadece bu faşistler insanları 'içki içenler', 'içmeyenler'; 'başı örtülüler', 'açıklar' , 'sakallılar', 'sakalsızlar' diye ayırıyor. Yıllardır ağızlarından düşürmedikleri yaşam tarzı dayatması sadece bu faşist CHP zihniyetine mahsustur. Bizim inancımız da töremiz de bu dayatmaya izin vermez."

AK Parti iktidarlarının en büyük özelliğinin, sosyal devlet olmanın tüm gereklerini yerine getirmesi olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Düzenli sosyal yardım alan, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın aylık 150 kilovat saate kadar elektrik tüketimlerini devlet olarak biz üstleniyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 2,5 milyonun üzerindeki hanede her ay ortalama 80 liralık elektrik faturasını devlet karşılamış olacak. Bir diğer önemli müjdemiz, kredi kartı borcunu ödemekte güçlük çeken vatandaşlarımızadır. Bu vatandaşlarımıza mevcut borçlarını daha kolay ödeyebilmeleri için imkan sağlıyoruz. Ziraat Bankası aracılığıyla ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşlarımızın kredi kartı borçları tek bir çatı altında toplanacak. Vatandaşımız hangi bankaya kredi kartı borcu olursa olsun, Ziraat Bankası’ndan alacağı krediyle borcunu kapatacak. Sonra çok uygun şartlarda ister 24, ister 60 ay vadeyle aylık gelirine uygun şekilde bu borcunu ödeyecek" diye konuştu. 

Türkiye olarak Suriye meselesinde başından beri ilkeli tutum içinde olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: 

"Bu krizin en büyük insani yükünü biz üstlendik. Suriye'deki terör örgütlerine karşı gerçek anlamda mücadele eden ve başarı kazanan tek ülke Türkiye. Kahraman askerlerimiz tarafından söndürülen DEAŞ balonu sayesinde Suriye, hızla bu beladan kurtulma sürecine girdi. Ancak Bolton'un İsrail'den verdiği mesajı bizim kabullenmemiz, bunu yutmamız mümkün değil. Bunlar; bu ülkede benim Kürt vatandaşım kimdir, YPG/PYD/PKK bunlar kimdir, herhalde bunları tanımıyor. Hiçbir zaman PKK/PYD/YPG terör örgütleri benim Kürt vatandaşlarımın, kardeşlerimin temsilcisi olamaz. Amerika eğer bunları 'Kürt kardeşlerimiz' olarak değerlendiriyorsa burada çok ciddi bir yanılgı içindeler. Biz bu terör örgütü mensuplarını ister Kürt ister Arap ister Türklerin içinden çıkmış olsun eğer teröristse gereğini yaparız, hakkından geliriz. Yani terörist olacak 'E bunlar Kürt, bunlara dokunmayın'. Böyle bir şey yok, yok böyle bir şey. Teröre yeni bir tarif mi geliştirdiniz? Böyle bir şey olamaz. Nereden çıkarsa çıksın, eğer teröristse gereğini yaparız ve bu konuyla ilgili olarak John Bolton, çok ciddi bir yanlış yapmıştır. Kim bu şekilde düşünüyorsa onlar da yanlış içinde. Bizim bu noktada taviz vermemiz mümkün değil. Suriye'deki terör koridorunda yer alanlar, gerekli olan dersi alacaklar. Bizim için YPG/PYD/DEAŞ arasında en ufak fark yoktur."

Zeytin Dalı Harekatı'yla başka bir oyunu bozduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Rusya ve İran'la vardığımız anlaşma sayesinde İdlib'de yeni bir insani krizin yaşanmasını engelledik. Münbiç'te uzun süre Amerika tarafından oyalandık hala oyalanıyoruz ancak önemli bir mesafe katetmiş durumdayız. Aynı şekilde Fırat'ın doğusundaki terör yapılanması konusundaki kararlılığımızı tüm dünyaya gösterdik. ABD Başkanı Sayın Trump ile 14 Aralık'ta yaptığımız telefon görüşmesi, bu bakımdan tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu görüşmede Sayın Trump'a Münbiç ve Fırat'ın doğusundaki terör örgütüyle yürüttükleri ortaklıktan duyduğumuz memnuniyetsizliği açık bir dille ifade ettim. Kendisinin bu işbirliğinin DEAŞ'ın bölgedeki varlığıyla ilişkilendirmesi üzerine bunun için PKK'ya ihtiyacı olmadığını Türkiye'nin ÖSO ile beraber bunu halledebileceğini de ifade ettim. Bu teklifimiz üzerine Sayın Trump, kendisinin çekilme niyeti olduğunu DEAŞ'ın kalan unsurlarla mücadeleyi Türkiye'nin üstlenmesi durumunda bunu derhal yapabileceğini ifade etti."

Amerikan yönetimleri ile daha önce yaşanan bir durumun, bu görüşmenin ardından yeniden karşılarına çıktığını kaydeden Erdoğan, "Biz Sayın Trump'la net anlaşmaya varmış olmamıza rağmen yönetimin farklı kademelerinden farklı sesler gelmeye başladı. Sayın Trump'ın Suriye konusuna bakış açısı ve buradan çekilme konusundaki kararlılığı bizim referans noktamız olmaya devam ediyor. Biz Sayın Başkan ile vardığımız anlaşma gereğince Suriye'de hala faaliyet gösteren DEAŞ unsurlarına yönelik bir askeri harekat için hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Aynı şekilde DEAŞ'la birlikte PYD/YPG gibi bu terör örgütlerine yönelik adımlarımızı atmakta kararlıyız. Çok yakında Suriye'deki bu terör örgütlerini etkisiz hale getirmek üzere harekete geçeceğiz. Bu mücadelemize engel olmaya çalışan teröristler olursa onların hakkından gelmek boynumuzun borcudur. Sınırlarımızın dibinde ülkemize yönelik hazırlık yapan bir terörist güruhuna izin vermemizi bekleyenler varsa şimdiden onlara yanıldıklarını söylemek istiyorum" diye konuştu.

Suriye meselesinde Türkiye'nin inisiyatifi arttıkça yeni yalanlar ve çarpıtmaların tedavüle sürülmeye başlandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

"Türkiye'nin Suriye'deki Kürtleri katledeceği iftirasını ortaya atanlar aslında meselenin gerisindeki gerçeği çok iyi biliyorlar. Bu söylemin amacı Suriye'deki duruma yakından vakıf olmayanların kararlarını ve uluslararası kamuoyunu etkilemektir. Biz canlarını ve geleceklerini kurtarmak için Suriye'den ülkemize gelen hiçbir kişiye dinini, kökenini, meşrebini sormadık; sormayız. Şu anda Kobani'den ülkemize gelen 200 bin Kürt kardeşimizi bu ülkede kim barındırıyor? Batı mı barındırıyor? Bir başkası mı barındırıyor? Onlar şu anda bizim güvenlik şemsiyemizin altında yaşıyorlar. Bunu görmeyeceksin, 'Kürtleri öldürmeyin' diyeceksin. Hangi Kürt'ü öldürdük teröristten başka? Teröristleri öldürmek için ne gerekiyorsa yaparız. Cudi'ye de Gabar'a da Tendürek'e de gireriz ve gereğini yaparız. Ne dedik? 'İnlerine gireriz' ve giriyoruz. Bizim için bölgemizdeki her bir insan bin yıldır aynı ekmeği yediğimiz, aynı suyu içtiğimiz, aynı sevinci, kederi paylaştığımız kardeşimizdir. Türkiye hiçbir yere bir toplumu veya masum insanları yok etmeye gitmez. Türkiye sadece yaşatmaya, huzur vermeye, güven sağlamaya, kalpleri fethetmeye gider. Tek istisnamız teröristler, terör örgütleridir. Suriye'de Türkiye'nin Kürtleri hedef aldığı yalanı; en alçak, onursuz, çirkin, bayağı iftiradır."

Erdoğan, konuşmasını Ankara'da öğrencisi tarafından öldürülen araştırma görevlisi Ceren Damar'a Allah'tan rahmet dileyerek bitirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, "Beyaz Saray Güvenlik Danışmanı Bolton ile neden görüşmediniz?" sorusu üzerine, "Bolton'un muhatabı, İbrahim Kalın beydir. Gerekli olsa görüşecektik; ama gerekli olmadı. Bizim de yoğun mesaimiz var" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'la telefon görüşmesi olup olmayacağı da sorulan Erdoğan, "Trump'la her an görüşebilirim" diye yanıt verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya gezisinin ertelendiğini de söyledi. 

Erdoğan, "Sigorta prim teşviki uygulaması kapsamında 500 ve üzeri sigortalı çalıştıran işyerleri için 3 puan desteği 5 puana çıkartıyoruz" dedi. 

UYARI: Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur. Kurumumuz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Hakkari Objektif Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0544 402 35 10 - 0544 431 08 07 - 0438 211 40 51 | Haber Scripti: CM Bilişim